Mustafa Koz

Mustafa Koz
@Mustafa_05
Selçuk Üniversitesi
Konya
Konya/Meram
11 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
Despot: Grekçe'de köle sahibi aile demektir. Aristotales doğulu insanları kendi toplumu ile benzeştirirken bu terimi bulmuştur. Daha doğrusu kullanmıştır. Fakat modern çağda bu terim evrimleşmiştir. Fransız düşünden Montesquie Osmanlı feodal sınıflarının senyörlere benzemediğini görünce Doğu ve Asya sistemlerine despotizm terimini yapıştırmıştır. Daha sonrasında Voltaire "despotluk doğululara özgü değil bizim senyörlerimiz de despot" diyerek kavramı geliştirmiştir. Kavram bu sayede olumsuz yönlerini kazanmıştır.
Reklam

Mustafa Koz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·412 syf.·
2022 7. kitabı
Niyazi Berkes
8.4/10 · 53 okunma
1-Osmanlı ekonomisi bir mülk ekonomisidir. Başka bir deyişle ticaret ve endüstiri üretiminden çok toprak sahibidir. Fakat gücü toprak ekonomisine de bağlı değildir. Kendi halkını belirli şer'i ve örf'i vergilere ve cizyelere dışarıdakileri de anlaşmalara ve haraca bağlamıştır. Daha fazla geliri savaşa dayalıdır. Osmanlı hammedde anlamında batıya muhtaç değildir. Hatta batı tahıl, ipek, tuz ve şeker gibi hayati ve lüks kaynakların hepsini üreten Osmanlıydı. Fakat Osmanlı ticarette güçlü değildi.Ticaretin büyük bir kısmını ya gayrımüslimler dediğimiz azınlıklar ya da Vedenik ve Cenevizliler üstleniyordu. Bu durum Osmanlı'nın ekonomik gücünü zayıflatmaktadır. Çünkü Osmanlının ekonomik güçlerinden birisi de ticaret yollarına hakim olmaktır. Fakat Ticaret yollarından vergi almaktan ötesini yapamamıştır. Osmanlı Ekonomisinin 14,15,16. yüzyıllarda yakaladığı genişleme stratejisinin en doruğa ulaştığı dönem Sultan Süleyman dönemidir. Bu dönemde Orta Avrupa Ticaret Yolu, Hint Ticaret Yolu, Batı Akdeniz Ticaret Yolu ve Orta Asya Ticaret yoluna hakimdir Osmanlı. Fakat bu genişliğe devletin askeri ve teknolojik gücü yetmemektedir. Bu genişleme döneminden doğan yetersizlik sadece bunlarla sınırlı değildir, diplomatik ve siyasi bir çok yetersizlikte doğmuştur.
Uzun Meclisin Başlıca Reformları
Savaş dönemi boyunca parlamento, yeni soylular sınıfının ve burjuvazinin çıkarlarını güvence altına alan birçok tedbir alma zamanı bulmuştu. Kiliseye boyun eğdirmişti. Ordunun ısrarı üzerine, kralın ve Anglikan kilisesinin en azılı taraftarlarının topraklarına el koydu. Yeni soylular sınıfı ile burjuvazi bu toprakların büyük bir kısmını kendilerine ayırdılar, çok küçük bir bölümünü de değerlerinin üç mislini ödeterek köylülere bıraktılar. Parlamento, toprak sahibi soylular sınıfının yararına kral tarafından alınan bütün vergileri kaldırdı. Bu sayede şövalyeler mülk sahibi oldu.
İngiliz Devriminin Kaynakları
Feodal Beylerin zulmü, İngiltere'nin kuzey ve batısında tarımın ilerlemesini önlüyordu. Kral, çağını doldurmuş bu büyük toprak sahiplerini olduğu kadar, bütün yeni fikir ve eğilimleri boğan kiliseyi destekliyordu. Tekeller ve meslek loncaları yöntemi, sanayinin gelişmesini engelliyordu. Meclis artık toplantıya çağırılmıyor ve burjuva sınıfının hiçbir siyasi hakkı bulunmuyordu. Atölye sanayisinin gelişimini sürdürmesi ve toprağın verimini arttıracak yeni tarım yöntemlerinin uygulanması bir devrim yapılmaksızın, mutlak monarşi yıkılmaksızın, saltanatın başlıca destekçileri olan feodal soylu sınıf ve Anglikan kilisesi bertaraf edilmeksizin olanaksızdı.
Reklam