Ben sizi suçlamak veya kınamak niyetinde değilim. Din adamlarını suçlayan çok kişi vardır zaten.
Ben Din adamlarının değil kendimi toplumu ve bütün halkı suçluyorum. Din adamları gökten düşmüyor kendilerini aramıza bataklıktan esen rüzgarlarda atmıyor. Ülkemizin Ruhban kesimi bizim vücudumuzda, etimizden kemiğimizden teşekkül etmiştir. İyi veya kötü nasıl olursa olsun bizim din adamlarımız bizim aramızdan çıkmıştır ve bizden de farkları yoktur. O yüzden de din adamlarına eleştirenlere sormak istiyorum:
Peki aranızda kaç tane dürüst namuslu Tüccar var. Çevrenizde dürüst aşçılar, vicdanlı taş ustaları, Mimarlar ve Demirciler görebiliyor musunuz. Hangi meslek sahiplerinden memnunsunuz. Avukatlarınız, milletvekilleriniz ve gazetecileriniz " ülkenin tuzu" olduklarını söyleyebilir miyiz? Ne istiyorsunuz?
Kendi içinizde namuslu bir çoban bulamıyorsanız Gerçek din adamları olmamasına Neden şaşırıyorsunuz. Sizin ibadethanenizde papazlarınız da kendinizsiniz, Onlar sizinle aynı hamurdan yoğrulmuşlardır.
Finlandiya diğer Avrupa ülkelerinin henüz yapamadığını yapmış ve kadın ticareti yasadışı ilan edilmiştir. Ülkede yasal olarak faaliyet gösteren bir tek genelev dahi yoktur.
Her tarafında okullar bulunan ülkede çok sayıda gazete çıkmakta olup her Kasabanın kendi yerel gazetesi var.
Bir olayı hatırlıyorum. Köylerin birinde fakir ama alışılmış biçimde çok temiz 2 kulübe var. Kulübelerin biri ayakları olmayan yalnız ve yaşlı bir adama, Diğeri ise 10 yaşındaki kız torunu ile birlikte yaşayan kör ve yaşlı bir kadına aittir.
Bu iki yaşlı ve Fakir insan Ortaklaşa bir gazeteye abone olmuşlar. Her gün postaneye koşarak gazeteyi alan küçük kız Daha sonra kör ninesinin elinden tutarak ayakları olmayan yaşlı adamın evine götürmek de ve burada kendilerine gazeteyi baştan sona okumaktadır.
Bu nedenle Finlandiya da halkın en alt kesimleri bile ölüm uykusuna yatmadan ve kurumuş ağaç dalı gibi çürümeye yüz tutmadan fikir üretme yeteneklerini geliştirmektedirler. insanlar fakirliklerinden utanmadan ve başkalarının söylediklerini aldırmadan kendi inandıkları gibi yaşıyorlar.
Finlandiyalılar "Okul bizim Temel zenginliğimizdir Rusların sahip olduğu Ural Dağları'nın zengin maden yatakları Sibirya'nın altın rezervleri bizde yok. Tabiat nimetlerini dağıtırken bize cimri davranmış. Bu eksikliği enerjimizle telafi etmek vatandaşlarımızdan ülkemizin kalkınmasına azami ölçüde katkıda bulunmalarını istemek durumundayız.
Fabrikalarda İngiliz çeliğini dayanıklı kılmak için yapılan işlere benzer şekilde bizde okullarda gençlerimizi güçlü ve dayanıklı olmaları için yetiştiriyoruz.
Bataklıklar arasında taşların üzerinde kurduğumuz nispeten refah içinde yaşamımızı sağlayan ve Rusya nüfusunun geri kalan bölümü için şimdilik uzak bir hayal gibi görünen bu düzenin temeli okula dayanmaktadır. Okulumuzu elimizden aldığınız an biz biteriz. Tıpkı mayasız hamur gibi çökeriz" demektedirler
Okullarda özel ders programı uygulanmaktadır bu programa göre sabah saat 08.00 ile 10.00 saatler arasında yapılan 2 saatlik dersin ardından ara verilmekte ve dersler 14.00 ile 16. 00 arasında tekrar devam etmektedir Bundan dolayı öğrenciler havasız sınıflarda uzun süre oturma eziyetinden kurtulmaktadırlar. Sınıflar her zaman Havadar ve ferahtır.