Mustafa Açlan

Reklam
Kim bilir yalnızken karanlığa neler fısıldadın... ...gecenin keskin bakışları altında... ...bütün hayatın çekiliyormuş gibi gözüktü. Çar Dağı'nın duvarları üzerine kapanırken, ...kendi kafesin daha da boğdu seni. Çok güzel. Çok soğuk. Tıpkı son günlerini yaşayan kışa tutunmuş... ...solgun bir sonbahar sabahı gibi. Sözlerin aynı bir zehir. Kabristanlar bile daha neşelidir.
Operanın bestelenme çalışmaları sırasında provalara da katılan Atatürk söylenene göre her provanın ardından sanatçıları alkışlar ve “Okay! Okay!” diyerek memnuniyetini belirtir Araştırmacı – yazar İlknur Güntürkün bu “Okay” kelimesiyle ilgili şunları aktarır: Provadaki sanatçılardan biri bir cesaretle Atatürk’e sanat bilgisinin fevkalade olduğunu, ancak İngilizcesinin çok iyi olmadığını söyler. Paşa bunun nedenini sorunca da sanatçı “Okay değil, okey.” diyerek Atatürk’ün yanlış telaffuzda bulunduğunu belirtir. Atatürk de gülümseyerek şöyle der: “Okay öz Türkçe bir kelimedir. Okun yaydan çıktığı ve hedefi vurduğu anı anlatır. Sizin yaptığınız iş de hedefi tam on ikiden vurmaktadır.”
Tarih
Tanıdım Seni
seni yalnızlığından tanıdım kirpikleri kırık çocuk çiğneyip durduğun dudaklarından. gözlerin küllenmiş yangın yeriydi bir eylül göğünün bulut kümeleri donuk bakışlarında; hüznün nasıl da benziyordu benim ilkgençliğime ellerinden tanıdım seni yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden. bir uzak boşluğa yağmur yağıyordu -anılardan anılara ince çizikler…- yüzün bir türkü sonrasının kederli dalgınlığında; güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum ağıt gibi bir alay dudak uçlarında gücenik duruşundan tanıdım seni. seni kendimden tanıdım çocuk; yüreği sürekli çiğnenen bir yol gövdesi acılardan acılara köprü… biraz öfke, biraz umut, çokça onur olan kendimden. eğildim öptüm yıkık alnından uzaktın, kıyamadım sessizliğine biraz daha dedim içimden, biraz daha; gün olur, onuru güzel çocuk acı da yakışır insanın yüreğine. ŞÜKRÜ ERBAŞ
Şiir
Reklam