İslâm'ı kavramak derken, belki her şeyden önce onun yaşanabilir bir olay olduğunu, İslâm'ın bir zihin fantezisi değil, bir hayat tarzı olduğunu anlamak gerekiyor. İslâm'ı yaşama çabasının bulunmadığı bir yerde, ona gerçekten lâyık olunmayacağı ve İslâm'ın hep ütopya gibi görüneceği, söylenmeden de bilinebilecek bir gerçek olmalıdır.
Kuşkusuz, yarın için hazırlık yapmak akıllı yaratığa (insana) özgü bir harekettir. Hiçbir hayvan yarın için hazırlık yapmaz. Belki hemen arılar ve karıncalar hatırlanarak onlar da yarına hazırlanmıyor mu, diye sorulabilir. Arılar ve karıncalar, yarından duydukları kaygılarla bal yapmıyor veya zahire toplamıyorlar. Yani böyle bir "bilinçle" öyle davranmıyorlar. İnsan nefes alırken ne kadar bunun bilincindeyse, arılarla karıncalar da zahire toplarken yaptıkları işin o kadar bilincindedir.