Ama o sabah, buz kesmiş durakta kendi içimin mahkemesini kurmaya karar verdim. Yıllardır erteledigim, tozlu raflara kaldırdığım ne kadar ukde varsa, birer birer karşımdaki kaldırım taşına dizildiler.
“Zaman” diyordu ya hani o büyük usta, “insanın kendi içinde aktığı bir nehirdir.” Benim nehrim uzun zamandır yatağını şaşırmış, başkalarının bahçelerini suluyordu.
Mutlu olmak zorunda değiliz. Ama dürüst olmak zorundayız. Kendimize, duygularımıza, kırılganlarımıza… Çünkü insanı gerçekten iyileştiren şey, sürekli iyi görünmek değil; olduğu haliyle var olabilmektir.