Mustafa

Mustafa
@Mustionline
Okur - Yazar
Lisans ve Önlisans
Afyonkarahisar
667 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Duyuru
Merhabalar. Bir köy okulumuza kütüphane kuruyoruz! Destek olmak isteyenler 22 Mart'a kadar mesaj yoluyla özelden ulaşabilirler.
1K
Reklam
KOR DERGİ SAYI 10
KOR DERGİ ONUNCU SAYISIYLA SİZLERLE. AŞAĞIDAKİ BAĞLANTIDAN İNDİRİP OKUYABİLİRSİNİZ. kordergi.com/dergi/kor-dergi... KOR DERGİKOR DERGİ
DERT YANDIRMA MERKEZİ
Kasabanın ortasında kocaman bir bina açıldı: “Dert Yandırma Merkezi – Çözüm Üretmez, Dinler”. Kapısının üzerinde şu yazıyordu: “Sorunlarınızı bize anlatın. Rahatlayıp gidin. Çözüm? Çözmüyoruz. O kadar da değil.” Bu merkezin kurulmasının sebebi, vatandaşın memnuniyetsizliklerini kontrol altında tutmaktı. Çünkü herkes şikâyet ediyor, kimse şikâyetleri dinlemiyordu. En azından biri dinlesin diye devlet düşünmüş, bu binayı açmıştı. İşin garibi, bina açılır açılmaz millet sıraya dizildi. Kahveden Başlayan Macera Mehmet Efendi kahvede otururken, yan masadan Hasan bağırdı:“Ula bi gidin şu Dert Yandırma Merkezi’ne! Mükemmel hizmet! Dert anlatıyorsun, onlar dinliyor, sonra kağıt verip ‘Teşekkürler, derdiniz kaydedilmiştir’ diyorlar. İnsan kendini devlet büyüğü gibi hissediyor!” Mehmet şaşırdı. “Ee nasıl çözmüşler senin derdi?” “Çözmemişler tabii! Ama öyle güzel dinlediler ki, derdim bile utanıp benden uzaklaştı.” Mehmet dayanamadı. “Kardeşim,” dedi, “ben de gideyim bari. Yılların stresini bir dökeyim.” Merkezin İçi
Edebiyat
MECBURİYET ŞARKISI
I. Şehir bu şehir... gecelerini bana zimmetlemiş bir harita her sokak lambasında yüzün var, her yağmur damlasında sesin. tramvay raylarına sinmiş bir ayrılık, otobüs duraklarında bekleyen gölgeler… ben seni aradıkça şehrin bütün yolları aynı çıkmaza bağlanıyor. II. Kadın bir kadın gittiğinde, ardında kokusu kalır önce sonra bir mendil, bir defter, bir kitap, ve erkeğin içine işleyen sinsi bir boşluk... kadın yoksa: erkek yarım kalır, şehir yetim kalır, gece karanlık olur. III. Aşk
Şiir
KÜLLERİN ÜLKESİ GAZZE
Bir gün, bütün ezanlar aynı anda susturulacak, bütün çocuklar aynı anda yetim bırakılacak. Ben biliyorum. Çünkü bu toprak, daha önce de ihanete uğradı kendi kardeşleri ve bütün dünya tarafından. Her sokakta, unutturulmak için yükselmiş sessizlik kuleleri var. Ve o kulelerin gölgesinde, göğe bakan çocuk gözleri… Adı kayıtlarda yok, ama çığlığı hâlâ duvarlarda yankılanıyor. Ben yürüdüm, yürüdüm Gazze’nin yanan sokaklarında. Kömürleşmiş bir duvarın üstüne yazılmıştı: “Vatan, ölümü göze alabilenlerin mirasıdır.” Yanına bir çocuk, parmağıyla kanını sürmüş: “Ve ölümü çoktan tüketenlerin.” İnsanlar ekranlarda alkış tutarken bir annenin kalbi paramparça oluyordu. Birleşmiş Milletler kürsüsünde sözler uçuşurken bir baba, oğlunun defterini kefen yapıyordu. Kimse görmedi. Çünkü görmek, ekran icadından önceki bir yetenekti.
Reklam