Ayten

Sevgi ancak iki insan birbirlerine varlıklarının özünden bağlanır, her biri kendisini varlığının özünden tanırsa, gerçekleşir. İnsan gerçeği de, canlılığı da sevgisinin te­meli de işte bu "özden tanıma" deneyimidir. Böyle oluşan sevgi sürekli meydan okumadır, bir köşede dinlenme de­ğil çabalama, hareket etme, beraber çalışmadır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Çağdaş insan içinde bulunduğu anı yaşa­maz, ya gelecekte yaşar ya geçmişte. Duygusal bir şekil­de annesini ve çocukluğunu düşünür ya da geleceğe ilişkin mutlu planlar yapar. Sevgi, ister başkalarının uydu­rulmuş yaşamlarını açlıkla paylaşarak olsun, ister yaşanı­lan anda, geçmişe ya da geleceğe atılarak yaşansın bu soyutlanmış ve yabancılaştırılmış sevgi biçimi gerçeğin, tekbaşınalığın, ayrı olmanın kişiye verdiği acıyı uyuştur­maya yarar.
Birisini sevmek sadece güçlü bir duygu değildir, bir düşünce, bir yargı, verilen bir sözdür. Eğer sevgi sadece bir duygu olsaydı, karşılıklı verilen sonsuza kadar sevme sözlerinin hiç bir temeli kalmazdı. Duygu geldiği gibi gider. İçinde yargı ve düşünce yoksa eğer, onun sonsuza dek süreceğinden nasıl emin olabilirim?
Sevmek, temelinde kişinin yaşamını bütü­nüyle bir başkasıyla birleştirme arzusu ve istemidir.
Eğer bir kişiye "seni seviyorum” diyebiliyorsam, "sende herkesi seviyo­rum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zaman­ da kendimi de seviyorum" da diyebilmeliyim.