Bir milletin geçmişi, yani tarihi üzerinde en hafif tabirle operasyon yapabilmek için göz önünde bulundurulması gereken ilk ilke, o milletin tarihini yok sayılması, bu mümkün değilse değersizleştirilmesidir.
Çünkü bir milletin geleceğini belirlemek o milletin geçmişini yani tarihini tanımlamaktan geçer.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tarih ne basit bir alıntıya dayalı geçmiştir ne de bir mekan-zaman koordinatına hapsolmuş bağlamdır, bir yorumdur; yorum ise yorulana kapılarını aralar.
"Burayı sevmiyorum bahsetmişimdir
Unufak olmak iyidir olmamaktan
Hiç böyle demedim, yarabbim bilir
Bu bozuk güzellik kalbimi yoran
Bir sandalye çektim zor günlerin altına
Ah ama,
Kimse yüz vermiyor bana, sandalye bile
Beni çağırıyor, yarım kalan ne varsa
Bana düşüyor, her yağmur tanesini
Suya götürmek, o serin ırmaklara
Öyle ya,
Bir almanı herkes tanır miğferi varsa
Moskofu da tanırlar yatıp uyumamışsa
Bunları şunun için anıyorum burada
Kim tanır beni şaşkınlığım olmasa
Bağırıp duruyorum denizin ortasında
Su buradan ne kadar uzakta"