Anlamıştım sevgi iki çeşitti. Biri gökten inerdi, diğeri yerden çıkardı. Kalbî sevgiyi Allah verirdi, nefsî sevgiyi biz edinirdik de kalbe ulaşıncaya dek hep mecazlarda sıkıntı çekerdik.
Sen sevgiyi hâlâ tende ararsın. Tenden ve bedenden geçmeden sevgiye ulaşılmaz, aşka hiç ulaşılmaz. Allah bizleri tenimize göre mi sever? O, öyle sevmiyorsa kullarına niçin bu şekilde sevdirsin? Yanlış yerde sevgi aramak insanı sevgiden mahrum eder.
Bil ki, aşka tenden ve bedenden geçilmeden ulaşılmaz."
Kalbi sevgiye ulaşamayanlar cesedi sever. Cismanî sevgi cisimde olurdu. Vedud isminin yansıması olan sevgi kalptedir. Muhabbetin ayağı kalbe ulaştı mı, o zaman Allah sevdirir Vedud ismiyle. Kalbe ulaşmayan sevgi sancı çeker, Vedud isminden ayrıldığı için. Deliler gibi döner durur. Tutunamaz hiçbir şeye. Sağlam tutamaz sevgisini.
Söner gider. Hep bir sevgi ve sevgili arayışında titreme yaşar.
Biri, daha doğmadan yavruma karşı kalbime sevgisini koymuştı.
Eş için de böyle olmalıydı. Biri kalbine eş için de sevgi koyuyordu ve sevgiyi gönderen tenlerin sahibiydi. Kendi yarattığı teni O hiç beğenmez olur muydu?
Sayfa 184 - Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi (meveddet) ve merhamet (rahmet) var etmesi de O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.·Kitabı okudu