mutalip Koyun

mutalip Koyun
@Muttalip4
Üst üste sorular soru içinde ; düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Bir kırık sesi geldi içimden. kaç anımı incitti, kaç hevesimi kırdı, kaç umudumu yıktı sayamadım. Hemen sokağa fırladım, sokağa bile küstüm. Beni her zaman dinleyeceğini söyleyen Bu duvarlara da. Umut bağladığım birçok şeye yenildim. hemde kırgın yerlerimden yana yana. Ve bu insanların ipi hep kesik geldi bana. Acısı yüreğimi yaktı, enkazında kaldım, kalabalığında boğuldum, sessizliğinde öldüm. Geriye birkaç gerçekleşeceğine inandığım kırık dökük umut kaldı. sevmek, özlemek neymiş anladım. muhakkak ki sevin ama sizi seveni sevin.
Sen
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hevesi kırık, düşten yorgun, ömrüne ak düşmüş ve çamurlu yollarda güzel hayallere pedal çevirmenin yorgunluğuyla bakakalıyorum geçen zamanın ardından. Gökyüzü sönüyor, gece lambaları patlıyor, Karanlık bulutlar sarıyor etrafı. sanki yalnızlık iyiden iyiye belli ediyor kendini. Tedirgin olma çensem. Sadece bazen kanatlar değil kuşlar kırılır. Bu sefer de kuş kırıldı. Ama yanımda çocukluğum var. O korkmasın diye ağlayamıyorum. Tek çareyi usulca içime doğru yol almakta buldum. Çocukken yürüdüğüm hayallerde kalan küçük ayak izlerimin üstüne dev adımlarla basa basa yol almaya başladım içime doğru. Ya bütün bunlar sadece birer tesadüften ibaret olacaktı ya da olay mahaliyle yüzleşmem için evrendeki bütün güçler bir olup dengeleri alt üst edip bana oynuyorlardı bu gece. Basarak sildiğim her bir adım bana bir yaşanmışlığı anımsattı. Ve o her bir yaşanmışlık canımı ayrı yaktı. Tarif edemediğim bir güç beni daha da karanlığa en karanlık yerlere doğru çekiyordu. Aman Allah'ım burada ne olmuş böyle, bu yıkılan binalarda neyin nesi, bu cesetler de kim. Bunca insanı kim neden öldürsün ki? Son küçük ayak izim silindiğinde yolun da sonuna  gelmiştim. Ve şimdi anlıyorum ki o ölen insanların cellatları onların ta kendileriydi. O yıkılan binalar da, inşa etmeye çalıştıkları umutların en önemli malzemeleri olan sevgi ve emekten çaldıkları için kısa ömürlü olup üstlerine yıkılmıştı. Ve kimisi bu talihsiz çökmenin altında can verirken, kimisi de asıldığı dalın ağacını bizzat kendisi ekip sulamıştı. O dalda en güzel meyve olmak varken onlar kendilerini asmayı tercih etmişti.. Belki denizler hâlâ tuzlu ve kuşlar hâlâ uçuyor olabilir ama bir çok şey eskisi gibi değildi.
Hayata Dair
Yarının bana ne göstereceğini bilmiyorum ama dünün bana yaşattıklarından ötürü kendimi yarından korumaya çalışacağım. Ama biliyorum koruyamayacağım, biliyorsun içimdekilere yine yenileceğim.
Hatıralarınızı hayallerden sirkeleyin..!
Ne kadar da hareketli bir dünya! Nefes alan her şey sürekli bir hareket halinde. Bunlarda ne böyle..! Ne çok gelip gidiyorlar..! İnsanlar ağlarlar, gülerler. İnsanlar üzülürler, sevinirler. İnsanlar gelirler, giderler. İnsanlar, gitmek zorunda kalırlar veya gelmek zorunda kalırlar. =Kimisi gitmedeki zorunluluğunu, bulunduğu yerden giderek yenmeye çalışır. Ve yener, yenip geri gelir. Kimisi o zorunluluğa yenik düşüp gittiği yerde mahsur kalır. Olduğu yerde istediği kadar özgür olduğunu sansın, başladığı yerden kaçtığı sürece olduğu yerlerde bir mahkûmdan herhangi bir farkı olmaz. Geri gelmesindeki inancı da tükenir. Ama bunlar önemli değil! Asıl konu gelmek zorunda kalanlar. Kimisi geride bıraktığı enkazın altında kalan anıların ölüp ölmediğinden emin olmak için gelir. Kimiside anıların ellerinden tutup, göz yaşlarını siler; dünü unutur yarının ne getireceğini bilmediğinden bu güne sıkı sıkıya sarılır çünkü bu gün vardır ve gerçektir. Hayallere değil anılara tutunması gerektiğini bilir veya giderken öğrenmiştir. Gitmekle gitmiş olamazsın zaten . Gönlün kalır, aklın kalır, anıların kalır ve bunlarsız yaşayamazsın, dönmek zorundasın işte. "Bazen anıları, hayallerden sirkelemek için gitmek gerekir, gelmek şartıyla tabii. Bunları sağlayan insanların, masa altında ayaklarını ayaklarınıza vuruşlarını(23) bile sayarsınız. Attığımız her adımı affeden bir yaratıcı varken, affetmeme gibi bir şansımız yok."
Sen