Müverrih Efendi

Şairin dediği; kendi kalbimle zamanım arasındaki sarkaç püskürtüyor beni dünyaya
Reklam
Aşkın romanlardaki gibi hayatımıza yansımasını isteriz. Romanlarda en çok gerçekliğine inandığımızda aşktır bu yüzden. Hayatımızda aldanış, sahtelik veya kurgulara yer yoktur deriz lakin romanlarda zihnimizi zırhsızız bırakmışızdır. Romanlar işte tamda bu yüzden saf okuyucu yaratmıştır. Tuhaf olan taraf romanın bir nesne olarak değerlendirmemizde yatar. Bizi kendine çeken karakter veya hadiselerdir. Aşkın işlevi romanı başlı başına hayal dünyamıza vermesidir.
Bir ara Fatihin kuşatma sürecinde Ceneviz yardım gemilerinin Bizansa yardımda başarıya ulaştığı esnada denizdeki askere haklıca gazaplanıp atını denize sürdüğü yerin tespitine düşmüştüm. Semavi Eyiceden hareketle Yedikule Hisar dışı sahil. Kazlıçeşme sahil boyu yürüyün anlamlıca
saçlar sarı, saçlar kumral saçlar bal kahvesi güneş gölgemizden uğruyor
Çocuktaki Bahçe Gabriel Marquezden sonra bu yıl, Baki hocanında katkısıyla, keşifte yeni aralık Feyyaz Kayacan oldu. Birçok değerlendirmecinin de şahitliği üzere, II. Yeninin düzyazı, roman kaleme almış hâlidir. YelDeğirmenini birçok defa teferrüç etmiş birisi olarak semti, bana daha anlamlı hale getirdi. Tercih ettiği epigraflar çok yerindedir. Ahmet Haşimin kamış imgesiyle romanında geçen atların eğer ve kırbaçlarını birbirine bağlaması metafor gücünü gösterir.
Reklam