Özlem öyle olur ki, sanki dünyanın ortasında,
her şeyi anlamsız kılan bir boşluk uzanmakta;
gelip, özleyenin de içinden, bir kesit gibi,
geçmektedir.
Özleyen, bunu duyduğunda, bütün dünyaya sanki
bir sisin ardından bakar gibi olur: bir şeylerin olması, ne
gereklidir ne de anlamlı — boşluk, uzanır, her şeyin
—dünyanın, özleyenin— içinde...
Özlem, her şeyi kaplayan boşluktur.”