Hit me baby one more time Elbette okudum hem de en az elli kere.
Benim için çok özel bir kitap bu. Çağatay benim önce hayranı olduğum bir yazardı, sonrasında hayatımda kocaman bir yer edindi kendine. Tamam elbette bu benim şahane olmamla da alakalı tabii Bir tanıyan bir daha vazgeçemiyor benden Kitabın kapağını açınca yaşadığım sürpriz ise onun hayatımda olmasının adeta ödülü oldu. Sen sevgili dostum; beni ölümsüz kıldın ve bana bir insanın birine verebileceği en büyük hediyeyi verdin. Önümüzdeki beş sene doğum günü hediyesi almaktan azlettim seni
Çağatay’ın kitaba başlamasından tutun da basımına kadar olan tüm sürece dahil olmak çok gurur ve keyif vericiydi. Onun o kafa patlatmaları, sürekli zihninde kurguyu tasarlaması, kendi açığını araması, sokak sokak dolaşıp güzergah belirlemesi… Harcadığı zamanı ve emeği size anlatmama imkan yok. Polisiye tutkusuna yine başka bir tutkusu olan felsefeyi de ekledi bu kitapta ve ortaya şahane bir şey çıktı. Her zaman kitaplarını severek okurum, benim için her zaman bir numaradır ama bu kitap bir başka oldu dostum Kapak için @denizcorbacioglu na da bir teşekkür etmek isterim çünkü kapaktaki o ayraç detayı gerçekten çok zekiceydi Görünce “vaaaay” dedim, okuduğunuzda ne demek istediğimi anlarsınız. Canım benim; emeğine, zihnine ve MacBook’una sağlık olsun
Bir iş adamı, sevgilisinin evinin önünde ölü bulunuyor. Bu çok güçlü ve pis işlerle uğraşan adamın cinayeti daha aydınlatılamadan bir cinayetler silsilesi başlıyor. Tüm bu cinayetleri birbirine bağlayan ne? Karşımızda bir seri katil mi var yoksa herkesin cinayet işleyesi mi tuttu? Galip sadece cinayet çözmeyle uğraşsa yine iyi, cinayetlere bir de polisin içindeki örgütlenme de eklenince uyku bile uyumaya vakit bulamıyor. Bir taraftan iş, bir taraftan Serdar’ın halt yemeleri,