Sevgili Başkomiser Galip;
Mektubuna başlamadan önce büyükleri sallayıp, küçüklerin gözlerinden öperim. Son mektubun "Felsefe Cinayetleri'ni" okudum. Ne güzel konulara değinmişsin. Cinayetleri çözümüne, akıl yürütmelerine bayıldım. Yine dere tepe İstanbul'u gezmiş, bunu da kağıda bolcana yüklemişsin. Bu konuda Google Maps'den bile daha iyi çalıştığını söyleyebilirim.
Ben de iyi olmaya çalışıyorum. Bugünlerde hayatım çok monoton. Senin maceralarını okudukça biraz biraz renklendik, sağ olasın.
Biliyor musun neyi farkettim canım, sen de orta yaş değişim rüzgarına yakalanmışsın. Hepimiz yaş ilerledikçe biraz biraz duruluyoruz sanki. Lakin, ne yalan söyleyeyim, senin bu sakin, empati yapabilen hallerini daha çok sevdim. Bu geçici bir durum değildir umarım.
Mektubuna son verirken, yine büyükleri küçükleri öpmeyeceğim. Bu sefer Dünyada "barışı" destekleyen herkesi öpüyorum. Galip, yeni hikâyelerini sabırsızlıkla bekliyorum. Herkese çok selamlar. Kendine iyi bak.
Başkomiser Galip ile sekizinci buluşmamız. Zamanla evrim geçirdi gerçi ilk zamanlardaki Galip'i daha çok seviyordum ama neyse :) Başkomiser Galip Felsefe Cinayetleri'nde İtalyan filozof Boetius’un felsefi şiirleriyle işlenmiş üç farklı cinayeti çözmeye çalışıyor. Başkomiser Galip bu cinayetleri çözmeye çalışırken teşkilat içindeki derin devlet ile karşılaşıyor. Toplumsal olaylar ve felsefenin iç içe girdiği bir eser çıkıyor ortaya.
Türk polisiyesi okuyup da Çağatay Yaşmut okumamış birisi varsa, çok şey kaçırıyor.
Başkomiser Galip, yazarın bütün kitaplarına baktığımızda Behzat Ç'.'yi andırıyor diyebiliriz. Ara ara bu benzerlik yazar tarafından da kitaplarda dile getiriliyor. Galip ilgi çekici, ama asla sıradışı olmayan bir karakter. Çağatay Yaşmut'un Başkomiser Galip'i yazdığı kitaplarda geliştirmesi, ilgi çekici şekillerde yan öykülerle ana öyküyü büyütmesi kitapların ivmesinin sürekli yukarı doğru yol almasını sağlıyor. Yazar hiç bir kitapta teklemediği gibi, konfor alanı olan öyküsü ve karakterleri içerisinde hikâyesini hem sürdürüyor, hem de büyütüyor.
Felsefe Cinayetleri, Çağatay Yaşmut'un yazdığı bir diğer çok iyi Başkomiser Galip kitabı olarak okunmayı bekliyor. Bu kitapta da diyaloglar, olay akışı yazarın maharetinin kanıtı olarak birbirine güzelce sarmalanmış şekilde akıyor. Çok keyifliydi okumak! Keşke türk polisiyesinde her daim böyle iyi kalemler, iyi kitaplar okumak nasip olsa!
Sonuç: Felsefe Cinayetleri'ni okumanızı önerir miyim? Kesinlikle. Ancak serinin önceki kitaplarını okumadan sadece bu kitabı okursanız bir çok ince noktayı, gelişmeyi anlamayabilirsiniz.
Çağatay Yaşmut tarafından yeni yıl hediyesi olarak geldi bana kendileri... Ben de yeni yılın ilk kitabı olarak okudum ve çok keyif aldım. Sevgili Başkomser Galip serisinin son kitabı, Galip'in adam olma yolundaki ilk kitabı diyebilirim :) Çok büyük gelişmeler vardı karakterinde. Okuyanlar bilir kendisi sinir bozacak kadar öküz olduğu için bu kitapta durulmuş ve düşünceli hallerini görmek şok etkisi yarattı :)
Kurgusu çok hoşuma gitti Felsefe Cinayetleri'nin. Toplumsal meselelere bolca parmak basılmış, teşkilat içine sızan tarikatlara değinilmiş, bazı eski meseleler çözülmüş ve birkaç bağımsız gibi duran cinayet ustaca birbirine bağlanmış. Çağatay Bey naif kişiliğini Galip'e yansıtmıyor fakat ince zekasını cinayetlere pek güzel yansıtmış
Bilgiler şahane, dil sade ve akıcı (belirtmeden geçemeyeceğim; seri ilerledikçe dil daha esprili daha akışkan oluyor.) karakterler çok tanıdık ve iyi gözlemlenmiş. Henüz tanışmadıysanız tavsiyemdir...
Dipçe; Birdahaki kitapta trafiğe az küfür etmen dileğiyle Galip :D
@cagatayyasmut yeniden buluşmanın mutluluğuyla sonsuz teşekkürler Çağatay YaşmutFelsefe Cinayetleri
Çağatay Yaşmut bu kitabın da nihayet suya sabuna dokunmuş. Bence konu olarak en cesur bu kitap olmuş. Herkesin bildiği ama dillendiremediği olaylara yaklaşımı takdiri hakediyor...
Görünen o ki serüven devam edecek . Bir başka Başkomser Galip romanında görüşmek üzere...
Başkomiser Galip'i çok özlemişim meğer ,okurken daha iyi fark ettim. Onu ve ekibini seviyorum
İstanbul'da bir inşaat firmasının zengin ve arkası sağlam sahibi öldürülür. Olay cinayet masası ve TEM e ortak olarak verilir. Öldürülen şahıs ve şirketin geçmişindeki olaylar araştırılırken farklı cinayetler de işlenir...
Kitapta sadece seri cinayet soruşturması anlatılmıyor. Devletin içine çöreklemiş , kendi cezasını kendi veren , karşısına çıkan kim olursa olsun ezen bir çeteden de bahsediliyor. Bu çetenin içinde kimler olduğu tam olarak bilmedikleri için kime güveneceklerini de tam olarak bilemiyorlar. Bu noktada Galip ile birlikte aynı endişeleri yaşadım. Aynı anda farklı olaylarla uğraşırken bir de özel hayatının karışıklığı giriyor için içine .
Hayatın içinden ve çok yönlü bir kitap olarak nitelendirebilirim Felsefe Cinayetleri'ni. Sadece bir soruşturma değil , hayatın içinden , yaşayan karakterlere sahip. Bu yönü kitabı daha da çok sevmeme sebep oldu. Çevik kuvvet ve davranışlarını okurken Galip'i takdir ettim . Doktor Pelin'i de çok sevdim. Serinin diğer kitabında kendisi ile daha fazla karşılaşacağımı düşünüyorum.
Polisiye ve kurgu yönünden muhteşemdi kitap.
"Felsefe Cinayetleri", sadece bir polisiye roman değil, aynı zamanda derin felsefi sorgulamalarla dolu bir eser. Çağatay Yaşmut, polisiye türüne getirdiği bu yenilikçi yaklaşım ile okuyucusunu hem zekice kurgulanmış bir dedektiflik hikayesinin içine çekerken, hem de felsefi bir yolculuğa çıkarıyor. Gerilim ve düşünce dolu bir okuma deneyimi arayanlar için "Felsefe Cinayetleri" kesinlikle kaçırılmaması gereken bir kitap.
Herkese merhabalar arkadaşlar
Türk polisiyesi okuyup da Çağatay Yaşmut okumamış birisi olarak çok şey kaçırmışım
İş adamı Şefik, sevgilisinin evinin önünde ölü bulunur. Şefik ve kardeşi Tayfun çok güçlü ve pis işlerle uğraşan bu iki kardeşin cinayetleri daha aydınlatılamadan peşpeşe cinayetler devam eder.
Eldeki tek ip ucunun bir filozofun şiirleri olan cinayetlere bir de polisin içindeki örgütlenme eşlik edince Başkomiser Galip'in işi daha da zorlaşır.
Kurgu on numaraydı. Toplumsal meselelere bolca değinilmiş, bazı eski meseleler çözülmüş ve birçok bağımsız gibi duran cinayetler ustaca birbirine bağlanmış. Bilgiler şahane, karakterler süper. Henüz tanışmadıysanız benim gibi geç kalmayın. Tavsiyemdir. @cagatayyasmut emeğinize sağlık hocam. Tek kelime ile mükemmeldi. Kitaplarınızı en kısa sürede hepsini temin edip okuyacağım. Yazan elleriniz dert görmesin
Alıntı
.
.
Bir kere de gündüz öldürün birbirinizi (syf 14)
Sevdiğim bu kadın için birşeyler yapmalıydım. Ama ne? Ben katil yakalamaktan başka bir şeyden anlamazdım ki!!(syf24)
Bunca güce sahip olduğunu gördüğün o kral dilediğini yapamaz ki, acımasız efendilerinin altında ezildiğinden (syf 259)
Güzel, akıcı bir polisiye romandı. Beğendim. Yazar katili usulcacık saklamış. Son anlarda anladım kim olduğunu ama son dakikaya kadar da ters köşe var. Güzel kitaptı.
Merhabalar kitap severler.
Sizlere bu sıcakları unutturacak, merakla okuyacağınız bir kitaptan bahsetmek istiyorum. #felsefecinayetleri #çağatayyaşmut
İstanbulda sert bir kış hüküm sürerken başkomiser Galip ve ekibi ard arda işlenen cinayetlerin peşine düşüyor.
İlk cinayet Görenler Inşaat’ın sahibi Şefik Gören. Metresinin evine girerken iki kurşunla öldürülmüş. Herkes teyakkuzda. Nasıl olmasınlar Şefik Gören üst makamlara yakın bir müteahhit. Bir süre önce inşaatta iş kazasında ölenlerin yakınlarından şüpheleniliyor.
Ardından ağbisi Tayfun Gören kanlı bir pusuyla taranıyor. Olaya kontragerilla filan karışıyor. Ben okurken bile tırsıyorum.
Cinayetler bununla sınırlı kalmıyor. Ünlü dizi oyuncusu Sinan kendi yatağında bıçak darbeleriyle delik deşik ediliyor. Bu cinayet için rekabet halinde oldukları, yine oyuncu Ozan’dan şüpheleniliyor.
Emniyet Müdürü Ahmet Saygun intihar ediyor bu arada. İntihar mı? İnfaz mı? Akıllarda soru işaretleri.
Ardından taksici Kadir öldürülüyor. Ortalık yangın yeri.
Olayların ardı arkası kesilmezken ekipten Mustafa Avrasya Tüneline atanıyor. Serdar deseniz, bana kitabın bir yerinde küfür ettiriyor. Başkomiser Galip’i Oya sonunda terk ediyor ama başkomiserimiz yeni bir kalp kıpırtısına hemencecik yelken açıyor. Ve Boethius’la tanışıyoruz. O mu kim? Öğrenmek için okuyun derim
Felsefe CinayetleriÇağatay Yaşmut
1968 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde Ekonometri okudu. Başta bankacılık ve finans olmak üzere, birçok sektörde uzun süre çalıştı. Maltepe Üniversitesi Felsefe bölümünde yüksek lisans yaptı.
2008 yılında Beyoğlu’nun arka sokaklarını anlattığı Beyoğlu Çıkmazı, romanıyla yarattığı Başkomiser Galip tiplemesini, Şarkılar Susunca, Beni Yavaş Öldür, Kadıköy Cinayetleri ve Moda Cinayetleri romanları ile yine Başkomiser Galip maceralarının anlatıldığı Doktor Ceyda’yı Kim Öldürdü? adlı hikâye kitabıyla sürdürdü.
Kadıköy Cinayetleri romanı 2012 yılında “Dünya Kitap Altın Sayfa Polisiye Roman Ödülü”ne layık görüldü. Halen çeşitli dergilerde hikâyeleri yayımlanmakta.
Türkiye Polisiye Yazarları Birliği üyesi olan yazar, evli ve İstanbul’da yaşıyor.