Muzaffer yılmaz

Muzaffer yılmaz
@Mylmz67
BEÜ-BİYOMEDİKAL
Zonguldak
ZONGULDAK
5 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kendi kalemimden ben..
Biraz suskun, biraz serseri ama genellikle efendi, bazen tembel bazense karıncaları kıskandıracak kadar çalışkan, yapacak hiçbirşeyi olmayıp içki alacak kadar parası olduğunda kesinlikle içen, sıradanlıktan nefret eden ama dibine kadar sıradan olan, canı sıkılırsa kitap okuyan, tv izlemektense saatlerce boş bir duvarı izlemeyi tercih eden, bazı şeylere geç kalmışlığın acısıyla en önemsiz buluşmalara bile erken gidip bekleyen, anormal tavır ve tripleri olduğu söylenen aslında gayet haklı ve normal davranış sergileyen, üç beş kişi dışında insanlardan uzak duran, hayvanları seven ama sevgisini belli edemeyen, ruhu tam tamına 67 yaşında, huysuz, aksi bir adamım..
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tevfik FİKRET/Hanı-yağma
Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır; Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır! Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir? Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir! Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray, Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay; Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var. Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar. Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini. Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak! Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak! Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak, Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
-Dostoyevski / Delikanlı
“Şimdi, tüm dürüst insanlar çıldırmış durumda. Yalnızca vasat ve yeteneksizler yaşamdan keyif alır…”
Haruki Murakami, Sahilde Kafka
Benim için yaşam yirmi yaşındayken bitti. Sonraki yaşamım uzatmalardan başka bir şey değildi. Loş karanlık, kıvrım kıvrım, hiçbir yere ulaşmayan bir koridor gibiydi. Fakat yaşamak zorundaydım. Her gelen günü tüm sahteliğiyle kabullenip yaşadım yalnızca. O günlerde birçok hata yaptım. Hayır, daha doğrusunu söylemek gerekirse, hatalardan başka bir şey yapmadım. Bir dönem, tek başıma kendi iç dünyama kapandım. Derin bir kuyunun dibinde tek başına yaşamak gibi bir şeydi. Dışarıdaki her şeyden nefret ettim, her şeyi lanetledim. Bir dönem de dışarı çıkıp yaşarmış taklidi yaptım. Her şeyi kabullenip duygusuzca yaşadım. Fakat tümü anlamsız şeylerdi. Hepsi göz açıp kapayıncaya kadar geçti gitti, arkalarında hiçbir şey bırakmadan. İçimdeki suçluluk duygusu ve açılan yaralardan başka.
Zindandan Mehmet'e Mektup/Necip Fazıl KISAKÜREK
Zindan iki hece Mehmed'im lafta! Baba katiliyle baban bir safta! Bir de geri adam boynunda yafta... Halimi düşünüp yanma Mehmed' im! Kavuşmak mı? ... Belki... Daha ölmedim! Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli, Kırmızı tuğlalar altı köşeli. Bu yolda tutuktur hapse düşeli... Git vegel... yüz adım... Bin yıllık konak. Ne ayak dayanır buna, ne tırnak Bir alem ki, gökler boru i...Zindan iki hece Mehmed'im lafta! Baba katiliyle baban bir safta! Bir de geri adam boynunda yafta... Halimi düşünüp yanma Mehmed' im! Kavuşmak mı? ... Belki... Daha ölmedim! Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli, Kırmızı tuğlalar altı köşeli. Bu yolda tutuktur hapse düşeli... Git vegel... yüz adım... Bin yıllık konak. Ne ayak dayanır buna, ne tırnak Bir alem ki, gökler boru içinde! Akıl olmazların zoru içinde. Üstüste sorular soru içinde: Düşün mü, konuş mu sus mu unut mu,,? Buradan insan mı çıkar, tabut mu?