Çocukken her şeyin güzelini en sona bırakırdım. Örneğin yemekte tabaktaki etleri ya da pastanın çikolatası bol olan parçasını veya kaymaklı bisküvinin kremasız olan kenarlarını yedikten sonra kalan kremalı kısmını sona bırakırdım her daim. Sınıfa girdiğimde de herkesle selamlaşıp hatır sorduktan sonra en son samimi arkadaşımın yanına giderdim. "Vedalar da öyle en candan olan en sonda olurdu." Büyüyünce farkettim ki olayın güzel kısmını sona bırakmak gizemli ve heyecanlı olsa da zamanın ona yetmeyeceği gerçeğiydi. Hepimizin duymaktan korktuğu o haberin geleceği telefon var ya o gelmeden artık sona bırakmayalım güzellikleri. Bir dakika sonrasından emin olmadığımız bir dünyada güzel ve değerli olan insanlar sona bırakılmamalı.
Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.
•Behçet NECATİGİL•