İçeri gir,
Kapıyı ört,
Işıkları yak,
Bana sarıl...
Dışarı çıkalım,
Sinemaya gideriz.
Filmi terkederiz.
Yani illa terkedilecekse bir şey...
Sarhoş olurum.
Sen olma,
Bana sarıl.
Gökyüzüne bakarız.
Karanlık da olsa bakarız.
Dua ederim ikimizin yerine.
Sen etme,
Bana sarıl.
Sigara içeriz.
Ellerimiz üşür,
Ben ısıtırım,
Sen bana sarıl.
Paramız biter, yürürüz.
Bitmeyen bir yol buluruz.
Bitmeyen bir türkü söyleriz.
Âşık olurum.
Sen olma,
Bana sarıl.
-Neden güvenmiyorsun insanlara?
-Çünkü insanlar adi Loriana, çünkü çıkarları için seni incitmeyecek tek bir insan yok. Onlar için senin hissettiklerinin hiçbir önemi yok, söylediklerinin de öyle ve bu asla değişmeyecek.
İçlerinden birkaçını seveceksin önce, çok sevmek ama. Ki güvenin devamıdır sevgi denilen illet.
Sevgi lanetlenmektir Loriana.
Ufak darbelerle başlayacak,alınmayacağın küfürler gibi işte. Sonra arkanda beklediklerini hissedeceksin.
Korumak için değil elbet, sikmek için...
Ruhunu, kalbini, ömrünü... Sikilmeye müsait olmayan yerlerine bile delik açacaklar, bunun için maykaba gerek duymazlar ve bunu fark edebilmen olanaksızdır. Gülümseyerek deler geçerler seni.
Baba!
Çocukluğumun orospu olmuşluğunu yazardım.
Bir resim çizerdim belki,
Karanlık olurdu yıllarım,
Elimde bıçak, tam alnının ortasında,
Bakışların yalvarmanın doruğunda.
Ve ben acımasızlığın en koyusunda..