"Hiçbir sanatoryumun onu iyi edeceğine kesinlikle inanmıyorum. Bu korkusu olduğu sürece hiçbir zaman sağlıklı olmayacak Max. Hiçbir ruhsal yardım da bu korkunun üstesinden gelemez. Çünkü korku yardım alınmasına da engel oluyor. Bu korku sadece bana yönelik değil, arsızca yaşayan her şeye karşı var, mesela ete de. Et o kadar çıplak ki onu görmeye bile tahammül edemiyor. O zaman ete karşı olan bu tiksintisini gidermeyi başarmıştım. Ne zaman bu korkuyu hissetse, gözlerimin içine bakar, birimizin ayağı incinmiş ya da nefesimizi tutuyormuş gibi bir süre beklerdik ve o sürenin sonunda korkusu geçerdi."
"Bir ara çok kötü günler geçiriyordum. Telgraf çekmiş, telefon etmiş, mektuplarımda yalvarmıştım. Ondan gelmesini istemiş, ve "kalk gel" demiştim. "Tanrı hakkı için, hiç değilse bir günlüğüne gel" demiştim. Ona ne kadar çok yalvardığımı anlatamam. Gelseydi benim için ne kadar iyi olurdu ama gelmedi. Ona o sıralar çok ihtiyacım vardı. Aklıma gelen her kötü sözü söyledim, sıvadım, yalvardım. Bu nedenle günlerce uyumadığını biliyorum. Üzüldü, kıvrandı, sayfalar dolusu mektup yazdı ama gelmedi, gelmedi, gelmedi!.. Nedenini biliyor musun? Çalıştığı yerden izin isteyemezmiş de ondan! Müdürün karşısına çıkıp, bana geleceğini söyleyemezmiş! "
Milena'dan Max Brood'a
"Şüphesiz görünüşte hepimiz yaşama yetisine sahibiz, çünkü arada kaçıp yalana sığınırız; körlüğe, heyecana, iyimserliğe, bir inanca, kötümserliğe ya da başka bir şeye. Ama o hiçbir zaman koruyucu bir sığınağa saklanmadı; hiçbirine. Yalan söylemeyi beceremiyor; tıpkı sarhoş olmayı beceremediği gibi. En küçük bir sığınağı, başını sokacak bir yeri yok. işte bu nedenle, bizim korunduğumuz her şeyle o burun buruna. Tıpkı giyiniklerin arasında bir çıplak gibi. Söylediği, yaşadığı, olduğu hiçbir şey gerçek bile değil. Esasen, ona hayatı sürdürme konusunda yardımcı olabilecek bütün malzemelerden yoksun, sınırlı bir varoluş bu; güzellikte ya da sefalette, fark etmez. Üstelik çilekeşliği kahramanlıktan alabildiğine uzak ve işte tam da bu nedenle bir o kadar büyük ve yüce. Her 'kahramanlık' yalan ve korkaklıktır. O ise çilekeşliğini amaca giden yolda araç olarak kullanan bir insan değil, korkunç öngörüsü, saflığı, ve uzlaşma konusundaki yeteneksizliğiyle çilekeşliğe mahkûm edilmiş bir insan."
Milena'dan Max Brood'a
"Kafka dış dünyaya bir türlü akıl erdiremiyor, çünkü yaşayan bir şey var karşısında. Ama Franz’ın kendisi yaşayabilecek biri değil. Franz yaşam gücünden yoksun. Franz asla kavuşamayacak sağlığına. Franz çok geçmeden ölüp gidecek."
Kafka 4 yıl sonra ölür.