Pickthall, İslam'ın bu dünyanın acı gerçekleriyle ilgili hükümleri ile Hıristiyanlık'tan çok ileride olduğunu vurgular. Hıristiyanlığın öte dünyacılığı bir kaçış psikolojisidir. Çatışma ve savaş, insan tabiatından kaynaklanan gerçeklerdir. Peygamber, örnekliği ve öğretisiyle savaş hukukunu da ortaya koymuştur.
İnsanın en acımasız gayretleri tabii kanunlardan hiçbirini değiştiremez. Savaş meydanlarında otlar yeniden bitecektir, patlayan bombaların oluşturduğu kraterlerde yabani çiçekler açacaktır.
Peygamber ve Kuranın emirleri, tabii kanunlarla uyum sağlama isteğinden başka bir şey değildir.
Pickthall için şeriat, tabiat kanunudur. Onu takip eden başaracak, ondan sapan hüsrana uğrayacaktır. İslam kanununu reddetmenin sonuçları, yerçekimini reddetmenin sonuçları kadar tabiat karşıtıdır.
Evet, toplumun ahlak bozukluğundan güvende ve arınmış olması davranışlara etki eder. Çünkü senin yakındaki salih bir insan, ahlaklı, dini vecibelerini yapan, zahid, alim, Allah'tan korkan ve mümin bir komşu bulunduğu zaman onun yanında sen de öyle olursun. Her ikiniz de fazilet ve güzel ahlak için yardımlaşırsınız. Tüm bunlar aranızda yarışırken meyve verir. İstemsizce ve farkında olmadan yarışmaya başlarsınız.