İçinde bir benle, benden öte benden ziyade mütevazı bir gönülle kitaplara muhtaç...
Okumak, farklı hikayeleri tek ömür de birleştirmek ve sevebilmek demek...
İnsana hayat, sağlık, hidayet ve ebediyet gibi nimetler veril-mesi; görme, konuşma, işitme gibi eşsiz kabiliyetler bahşedilmesi, ruhunun arzu, akıl ve hayal gibi üst düzey özelliklerle donatılması gibi ilahi bağışlar karşısında o, şükran manasını taşıyan ibadetle mükellef tutulmuştur.
Mademki Cenab-ı Allah, nimet ve eserleriyle insana kendisini tanıtmayı ve sevdirmeyi murat ediyor, o hâlde insanın da -ya-şamın bu tasarımından yola çıkarak- O'nu tanıyan ve seven bir konuma yönelmesi gerekir. Bunu yapmayan birinin, kâinatın ve yaşamın akış yönünün tersine kürek çekmeye başlamış olacağı muhakkaktır.
Uzun süreli bir sohbetin, sanki çocukken izlemeye başladığım bir çizgi filmin final sahnesini yıllar sonra görmüş gibiyim.
Okuyucu tutan hikmetten haşmetten ve gayretten bahseden…
Hakk’ı anlatan seyrettiren ezeli ve ebedi ilmin her ân yanıbaşımızda olduğunu görmek fiilinin bakmakla alakalı olmadığını anlatan hoş sohbet bir kitaptı.
Hocalarımdan Allah razı olsun mutlu olmanın bazen bir dut ile bazen güzel güzel süzülen bir serçeyi gökyüzünde izlemek ile olabileceğini bizlere ifade ederken bile o hissiyatımızda oluşturdukları naif hissi hep tebessüm ile yâd edeceğim…
Hatırda kalanları aşağıda not etmek istiyorum;
‘Bakî kalan bu kubbede hoş bir sadâ imiş.’
‘Sen yârini bîhaber mi sandın, yoksa seni terkeder mi sandın.’
‘Biraz yağmur kimseyi incitmez.’
‘Allah’a dayan, sâye sarıl, hikmete râm ol!’
Selametle…