İçinde bir benle, benden öte benden ziyade mütevazı bir gönülle kitaplara muhtaç...
Okumak, farklı hikayeleri tek ömür de birleştirmek ve sevebilmek demek...
"En büyük özgürlük ele geçirmek değil, ele geçirmeyi reddetmektir. Tahrip etmek değil, tahrip etmeyi reddetmektir." Aslında şunu söylemeye getiriyor: Yetinebilmekten daha büyük bir özgürlük yoktur. Ve bizim özgürlüğümüz ancak sınırlar varsa bir anlam ifade eder.
MD: İnsan Allah (c.c.) ile olan ilişkisinde haddi nasıl aşar?
SÖ: Allah'ı (c.c.) hatırlayamayarak aşar. Dünyaya dalar, aşar.
Kalbi kararır. Kalpte küçük bir siyah lekedir, isyan. Ama siz Allah (c.c.) ile olan ilişkiyi kestiginiz zaman, o siyah leke giderek büyür.
Esasen feyiz ve bereket umumidir. Ancak aynaya ışık düştüğünde, eğer ayna kirliyse o ışık bir yere yansımaz; üzerinde kalır. Fakat ayna parlaksa ışık yansır, sizi ve çevrenizi aydınlatır. İşte hadise böyle gerçekleşir. Dolayısıyla had meselesi çok mühimdir.
KS: Çoğu insan, "anlamadan sevemezsin," diye düşünüyor. Oysa tam tersi doğru olabilir: Sevmeden anlayamazsın. Anlamak, içine nüfuz edebilmek, hayret makamına geçebilmek için sevmen lazım. Ve bu ancak teslimiyetle olur.
Afganistan yüzlerce yıldır İslam ile yaşıyor. Budist tapınaklar hep vardı, ancak hiçbir Afgan bu tapınakları yok etmeyi düşünmedi. Ancak, Batılı entelektüeller farklı bir akıl yürütme tarzı benimsedi. Kendi eksikliklerini görmek yerine, başkalarının sahip olduklarını baltalamaya yöneldiler. Bizim yapmamız gereken, bu manipülasyonlara aldırmadan istikametimizi korumak.
Tevfik Fikret'in de dediği gibi: "Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin."