“İnen her şey bir gün yükselir, yükselen her şey de mutlaka bir gün alçalır. Parlayan söner, yürüyen de yorularak çöker. Kim bir şeyin zirvesine ulaşmayı düşünürse, yükselmesinin sonuna erişini beklemiş demektir. Kemal’e eren inişe başlar.”
İnsan bir şeyin nasıl yapılacağını daha önce bilseydi, hayatın hiçbir zorluğu olmazdı. Hayat bir sanattır ve her köşede olması gereken düz bir demir veya hazır bir ürün değildir.
Kötülükten bana çok iyilik geldi. Sesiz kalınca, hiçbir şeyi baskılamayınca, dikkatimi koruyunca ve gerçeği kabul edince her şey olmasını istediğim gibi değil oldukları gibi kabul edince alışılmadık bir bilgi ve aynı zamanda alışılmadık güçler bana geldi. Daha önce bunu asla hayal edemezdim. Her zaman, bir şeyleri kabul ettiğimizde bunların öyle ya da böyle bizi alt ettiklerini düşünürdüm. Bunun hiçte doğru olmadığı ortaya çıktı ve sadece bunları kabul ederek onlara karşı tavır alabiliriz. Artık hayat oyununu oynamaya niyetliyim, bana gelen her şeyi, iyiyi ya da kötüyü, sonsuza dek değişen güneşi ve gölgeyi ve bu şekilde kendi doğamı da olumsuz ve olumlu yanlarıyla kabule açığım. Bu sayede her şey benim için daha canlı hale geliyor. Ne kadar aptalmışım! Her şeyi, olması gerektiğini düşündüğüm gibi yapmaya zorlamışım.