Kitaptan beklentim çok değildi. Fakat okumaya başladıkça beni büyülü dünyasına çekti. Ne yaşarsak yaşayalım yaşam bizim bakış açımızla şekillenen bir oluşum olduğunu ve içimizdeki potansiyele odaklanmamız gerektiğini ve hayatımızı yazan kalemi bizim tutuğumuzu kaderin karşısında çokta aciz olmadığımızı ve en önemlisi ne yaşarsak yaşayalım yaşamadan öğrenemeyeceğimizi iliklerimize kadar hissettiren bir kitap. Özellikle hayata karşı şu sıralar biraz dipte kalmış gibi hissediyorsanız bu kitabı okuyarak biraz kendinize gelebilirsiniz… iyi okumalar diliyorum .
Hayatımda ilk defa biyografi okuduğumu söylemek isterim. Kitap Jung’ın yaşamını oldukça öz bir şekilde anlatmaya çalışsada kitabı okudukça anlayacaksınız ki yaşam gizemlerle dolu bir eşzamanlılıktır. Ölümü yaklaştıkça hayatın çoğu gizemini biraz çözdüm dese bile hala bir şeylerin eksik olduğunun bilincinde ve en önemlisi ise Tanrı ile olan bağının iki kelam ile özetlemesi Tanrı var mı ? Sorusuna Tanrı var biliyorum olarak yaratıcının varlığına evrensel bir imge sunup. Önemli olan fikirlerdir ifade edilen kelimeler değişebilir ama arkada yatan fikirler aslında bize gerçeği söyler. Kelimeler değişir ama arkada yatan fikirler aynı olabilir diyerek inanç konusunda ki evrenselliği vurgulaması ve önemli olan insanların bilinçli olarak insanlığı seçmesinin elinde olmasına vurgu yaparak benim gönlüme kendisi taht kurmuştur. Jung’ın bilgi ve olgunluğunun zerresi biraz bizlerde olsaydı dünya şuan belki daha farklı bir noktada olabilirdi .iyi okumalar diliyorum
.
Kitap farklı karakterlerin hikayelerinin birleşmesi ile bir ahenk oluşturuyor. Farklı insanlar ve birleşen olay örgüleri. Kah metafizik kah madde alemi bir yerdeyken bir uyku ile göklere çıkarıp felsefe yaptıran ve bunu da tarihi bir kurgu ile harmanlayarak karşımıza çıkarmış yazar. Farklı bir okuma türü oldu benim için. İyi okumalar
“Bu tavuklar büyüyünce kaz olacak, o kazlar büyüyünce kuzu olacak. Kuzular büyüyünce öküz olacak ve biz yine zengin olacağız” sözleri insanın yaşam gayesini geçim derdini hayatta yaşarken verdiğimiz tüm mücadelelerin bir parça ekmek için olduğu asıl mutluluğun sevdiklerimizin yanımızda olmasını farkındalığımızı bir kez daha hatırlatacak bir kitap. Uzun zamandır kitap okurken ağlamamıştım. Bu kitap beni ağlattı. Yaşam ne ki bir ekmek için didinip durduğumuz uğruna can verip sonunda toprağa kavuştuğumuz acımazsız sınavlara tabi tutulduğumuz bir yer Ne demiş Yunus Emre “Mal da yalan mülk de yalan var biraz da sen oyalan” sözleriyle noktalamak istiyorum. Daha ne duruyorsunuz kitabı hemen alıp okumaya başlayın…
Bazı cümleleri okurken ona yabancı kalabilirsiniz . Fakat kitabın ilk cümleleri yaşadığımız çağı hissettiriyor. Sınıfsal farklılıklar ülkede çıkan ekonomik kriz ülkede yapılan değişikliklere kapı araladığı kadar en temelde kişisel hırs ve intikamın yer aldığı aslında yurttaşlık adı altında kendi intikamlarını almak uğruna suçlu suçsuz insanların katledilip ve sırf bundan keyif aldıkları için dans edilen sokaklarda adalet nedir ? İnsanlık merhamet nedir? Sorularını sordurup cevap aratıyor. Kalbimi verdiğim karakterlerden biri de Carton . Kim Carton gibi uzaktan sevdiği bir kadın için canını verir ki ? Doktor Mannet gibi umudun ışığını yakalayıp hayatta kalmak için gel gitler yaşar ki . Hangimiz yapabiliriz tüm bunları …
Kitap aslında siyaseti kendi çıkarları için kullanan insanların maskelerini sorgulatan bir öykü sunuyor.
İyi okullar dilerim.