Başta Emerenc ile ev sahibinin iletişimi anlamsız gelmişti. Ancak yaşantıları arttıkça ve dostlukları ilerledikçe insanın birini sevip ona güvenince neler yapabileceğini gördüm. Emerenc, belki de hayatında ilk kez birine güvendi. Güveni zedelendiğinde ise onu ölüme götüren şey bu duygu oldu. Hayatının tamamı zorluklarla geçmiş biri, ilk defa kapısını bir dostuna açıyor o da kalbini durduracak kadar ihanet ediyor. Çok acıdır eminim.
KapıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20212,574 okunma
Yazardan okuduğum ikinci kitap. Art arda okunduğunda sıkıcı gelebilir. Anlatımı tekdüze olduğundan herkesin sevebileceği bir kitap olmayabilir. Yalnız yazar tam da anlatmak istediklerini, duygularını, insanın belli şeyleri sürekli aynı döngüde düşündüğünü net bir şekilde göstermek istemiş diye düşünüyorum. Kahramanın içindeki sıkıntılarını çok güzel hissettiriyor, okur da aynı derecede sıkıntı çekiyor. Okur, kendinden bir parça buluyor. Annem öldü mü? Kitabın adı çok iyi. Sonrası spoiler!Annesiyle iletişime geçmeye çalışıyor, cevap yok. Aynı şehre taşınıyor, takip ediyor, bir süre sonra tekrar iletişime geçmeye çalışıyor. Ancak en sonunda annesiyle yüzleşince içinde yaşattığı, hakkında yıllardır varsayımlarda bulunduğu kişinin kendisi için ölü olduğunu fark ediyor. Güçlendiğini sandığı yerden tekrar kırılıyor. Anneyle olan bağın önemini, özel oluşunu, gücünü harika bir anlatımla sunuyor. Okunmalı. (Sesli kitap)
Hepimiz annelerimizi içimizde bir delik gibi taşırız, büyük ya da küçük, ölü ya da diri, işte bu yüzden yaşayabilmek için bu delikleri doldurmaya çalışırız ya da annelerimizi reddederiz, ama o zaman da
-becerebildiğimizi düşündüğümüzde-
özgürleşmenin suçluluyla yaşamak zorunda kalırız.
Ne zaman mutlu olmak istesem annemle babamı unutmam gerekti. Kaburgalarımın altındaki kalbimden sakinleşmesini istemem gerekiyordu - böyle burkulma yüreğim!