Cihan

Cihan
@Nadesef
Herkesin yâri kendisine kaînattır..
Tolstoy'un muhabbetini hepiniz biliyorsunuzdur. "Bana hastanede: 'karın öldü' dediklerinde ne yapacağımı, nasıl tepki vereceğimi bilemedim. İçimden eve gidip karıma olanı anlatmak ve bana ne yapmam gerektiğini söylemesini istedim" diyor Tolstoy. Sevgi öyle büyük bir bağ ve güç ki,anlatması çok zor.
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
🤔 “Ormanda araştırma yapan Fizikçi, Matematikçi, Kimyacı, Jeolog ve Antropolog yağmura yakalanmışlar. Hemen yakınlarındaki bir orman evine giderek yardım istemişler. Ev sahibi misafirlerini güzel karşılayarak ikram hazırlamak için mutfağa geçmiş. Bu sırada ekiptekilerin gözüne evdeki soba takılmış. Soba yerden bir metre kadar yukarı konularak, altına taşlarla destek yapılmış. Ekiptekiler bu konuda kafa yormaya ve yorumlamaya başlamışlar. Kimyacı: Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış. der. Fizikçi: Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş. diye yorumlar. Jeolog: Tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın ihtimalini azaltmayı amaçlamış. der. Matematikçi: Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış. derken; Bizimkiler aralarında böyle konuşurken ev sahibi içeri girer ve hep birlikte ona sobanın böyle yukarıda olmasının nedenini sorarlar. Adamdan çok manidar bir cevap gelir. – Boru yetmedi...” Herkesin ne yapmaya çalıştığına kafa yormayın, bazen sadece boru yetmez.😃😃😃
1000Kitap
(Alıntı) İlaç sektöründe çalıştım erp danışmanı olarak, 3 sene ve farmakoloji ile de çok ilgiliyim. İlaç şirketi mümesilleri, pazarlamacılarının onlarca sunumunu izledim (hani biz bizeyiz ya, amaç da ciro ya) ve ilaç etken maddelerinin ardındaki metabolizma üzerine etkileri alenen anlattılar çünkü daha çok para kazanmak için. Prospektüslere bile girmeyen olası kalıcı yan etkileri soğuk terler dökerek dinledim. Hekimlere kendi firmalarının ilaçlarını yazsınlar diye yurtdışı seminer seyahatleri, bazıları Filipinler, Ukrayna, Maldiw adaları falan gibi ne alaka yerler. Laptop hediye etmeler (eşantiyon). Velhasılı tam bir kara pazar. Anladım ki dünyadaki en kirli iki sektör sırasıyla, Sİlah sanayi ve ilaç sanayi. Kendi bildiğimden kısa bir örnek veriyim eskiden normal tansiyon yaşının önüne 1 sayısı koyup sağdan ikinci basamağa bir virgül idi, yani yaşınız 57 ise 15,7 sistolik basınç yani büyük tansiyon sizin için normaldi. Bu eski holistik yaklaşımdaki, babacan, tebabet psikolojisini insan ağırlıklı götüren hekimleri zamanıydı. Sonra tansiyon "13/8 normaldir" sınırına çekildi 14/9 üstü ise ilaçla kontrol edilmesi gereken yüksek tansiyondu. Bugün ABD tansiyon üstü sınırını 12/7 ye çekti, oldumu sana yüzmilyonlarca tansiyon hastası. Gelelim total kolesterole, en eski sınır 210-220 idi. Bu sınır 200 e çekildi sonra da 180 e çekildi. Oldumu sana yüz milyonlarca kolesterol hastası daha. Bakalım bir de şekere (diabet), eski açlık kan şekeri 110-120 sınırında ise ilaç yazılmazdı, bu da çekildi mi 100 e al sana yüzmilyonlarca şeker hastası ilave. Şimdi bu tansiyon, şeker ve kolesterol ilaçları ömrünüzün kalanında kullanmanız gereken ilaçlardır. Kullandım geçti ilaçlar değil yani. Kutu fiyatları eh işte alınabilir gibi görünsede fark etmeden yılda düzinelerle kutu edebiliyor. Bu
1000Kitap
Kediler kiraya ,faturalara, mutfağa hiçbir katkısı olmayan aksine yük getiren ev arkadaşıdırlar. Çizmedik, dişlemedik eşya bırakmazlar. Nazlıdırlar, kıskançtırlar, bazen canınızdan bezdirirler olmayan dillerindeki istekleriyle. Evinizi ona göre dizayn edersiniz, ev geldiği andan itibaren artık bir şeyi bir yere koyarken önce onu düşünürsünüz. Kırar mı, üstüne düşürür mü, yer mi, takılır boğulur mu vs vs...Yani tam anlamıyla bir ev arkadaşıdır artık ve bazen evi biriyle paylaşmaktan sıkıldığımız o anlar vardır ya hani, o şansınız yoktur artık. Çünkü dilsizdir ama anlamak zorundasınız isteklerini, söylersiniz anlamaz ama bir yolunu bulmak zorundasınız. Size imkansız gibi görünen bir iletişimi nasıl kuracağınızı ve sıfırdan bir dilin nasıl var edileceğini öğretir kediler. Sabrınız genişler, gölse deniz, denizse okyanus olur. Ne kadar yoğun olursanız olun, eğer evde bir kedi varsa eve gitmek zorundasınız. Çünkü ayak seslerinizi duyduğu an miyavlamaya başlayan ve kapıyı açtığınız anda: "Nerde kaldın? Çok özledim seni. " anlamı taşıyan bir ses tonu ve vücut hareketleriyle sizi iyi hissettiren ev arkadaşınız sizi beklemektedir. Kimsenin kimseyi mülk edinmediği, yargılamadığı, baskılamadığı, tamamen çıkarsız sevgiye dayalı bir ilişki mi istiyorsunuz? Ev arkadaşı olarak bir kedi SAHİPLENİN. *Alıntı
1000Kitap
100 SENE SONRASINI HAYAL EDELİM ! Mesela 2121 yılında akrabalarımız ve arkadaşlarımızla birlikte hepimiz toprak altında olacağız, evlerimizde yabancılar oturacak, mal ve mülkümüze başkaları sahip olacak, bizden hiçbir şey hatırlamayacaklar. Mesela bizden kim dedesinin babasını hatırlıyor ki Biz insanların hafızasında sadece bir satır olarak kalacağız, isimlerimiz eşkalimiz unutulacak 100 yıl sonra toprak altında, karanlığın ve sessizliğin ortasında dünyanın ne kadar boş olduğunu, hayallerimizin ne kadar saçma olduğunu anlamış olacak ve keşke ömürlerimizin tamamını iyiliklerle ve güzel amellerle geçirseydik temennisinde bulunacağız. Mademki hayattayız o halde ibret alalım ve değişelim. Allahım : Bize doğru yolu göster. Allahım : Akibetimizi hayreyle. Allahım : Bizden razı olarak canımızı al.
Din