Cihan

Cihan
@Nadesef
Herkesin yâri kendisine kaînattır..
Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman Generale : Hayatını bağışlarım ama bir şartım var , der. ”Kadınlar hayatta en çok ne ister ?” budur bilmek istediğim … Bu sorunun yanıtını getir, kurtar kelleni der. General sorar soruşturur bu çetin sorunun yanıtını aramaya başlar ve Kafdağı’ndaki bir cadının bunu bildiğini öğrenir.Günlerce gecelerce at koşturur, cadıyı bulur ve sorar: -Kadınlar hayatta en çok ne ister? Korkunç cadı yanıt için öyle bir şart ileri sürer ki yenilir yutulur cinsten değil … -Evlen benimle !.. O zaman öğrenirsin ancak istediğini … Bu ölümcül teklifi kabul eder General ve doğru yanıtı alır almaz koşar Harun Reşit”e ve : -Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister !. Harun Reşit Generalin hayatını bağışlar, ancak General cadıya da evlenmek için söz vermiştir. Neyse evlenirler. İlk gece General bir bakar ki , o korkunç cadı dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş karanlık odada ….. Konuşur cadı : - Benim kaderim böyle …. Günün sadece yarısı güzel olabilirim, diğer yarısı çirkinim, der. Ne dersin ? Geceleri seninleyken mi güzel olayım, yoksa sen gündüzleri dışarıdayken mi ? General düşünür ve : - Sen bilirsin kararı kendin ver, der. İşte o an korkunç cadı sonsuza dek güzel bir kadın olarak kalır. Peki, bu öyküden çıkarılacak 3 ders nedir ? 1. Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek isterler.
1000k
Reklam
Bir gün bir genç yolda atının üzerinde ilerlerken yaşlı bir adam yanına gelir ve “Oğlum ben yaşlıyım bineğim de yok, izin ver de atına ben bineyim sen yaya yürü der.” Genç: “Tamam amca gel bin” diyerek attan iner ve yaşlı adam ata biner. Genç adam, amcanın yüzüne tebessüm ederek yanında yürür. Yaşlı adam bir iki adımdan sonra atı hızlandırır ve kaçmaya başlar. Maksadı atı çalmaktır. Atının çalındığını gören genç adam ise arkasından şöyle seslenir: “Amca, sen benim atımı değil huyumu çaldın. Benim evde bir tane daha atım var, ben ona da binerim. Ama bundan sonra her kim benden atımı isterse asla vermem.” der. Bir insanın güzel bir huyunu çalmak, * Onun kalbini bozmak, * Vicdanını fesada uğratmak , * Kişinin güzel cevherlerle donatılmış kalbini alıp pisliğe bulamak. Bu davranışlar aynı zamanda dünyaya fesat tohumları serpmek demektir. Elbette ki o tohumlar gün gelip filizlenecek, ağaç olacak ve zehirli meyvelerini verecektir. !! Onun için kimsenin güvenini sarsmayın.
1000Kitap
Tutsak
Sana bakan 100 erkek ile kavga edebilirim ama senin baktığın bir erkeğe gücüm yetmez...
Film Alıntısı
Fıkra
Padişahın biri, “ Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim” demiş. Yalancılar hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalanlara; birisi “ Bir kuş aslanı kaçırıp yuvasına götürdü” demiş. Padişah, “Bunun nesi yalan, kuş kartaldır, aslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabi!” Diğeri: “Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar! ” demiş. Padişah, ülkenin kralı pencereden aşağı bakınırken tacını düşürmüş.Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş.Tabi ki taç kimin başında ise kral o dur.” demiş. Başkası, “Padişahım ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri geldi.”demiş. Padişah, “Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç sonbaharda yapraklarını dökünce takılacak yer kalmayınca yere düşmüştür.”demiş. Böylece padişah her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş. sonra bir Kayserili çıkagelmiş: “Padişahım sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Onu şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver.Yalan değil dersen borcunu öde! ” 😂🤣😁
1000k
ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR.. 1750 yılında, Alman Prusya Kralı Büyük II. Frederick, Berlin yakınlarındaki Potsdam Ormanları'nda gezinirken, bir değirmenin bulunduğu alçak bir tepe üstünde durur. Manzara güzel, hava nasıl ferahtır. - Yazlık sarayımı burada yapalım! der, sessiz ve sakin kapanıp okumayı çok seven, kütüphanesiyle ünlü kral.. - Değirmeni satın alıp yıkın, yerine saray yapın! der adamlarına.. Adamları değirmenciye gider ve kralın bu isteğini iletirler. Değirmenci malını satmak istemez. Kral değirmenciyi huzuruna çağırtır; - Yanlış anladınız herhalde beyefendi, ben satın almak istiyorum orayı. Kaça satarsınız? diye sorar. - Yanlış anlamadım efendim. Adamlarınıza da söyledim. Değirmenim satılık değil! der değirmenci. - Beyefendi inat etmeyin! Paranızı fazlasıyla vereceğim, diye ısrar eder Kral.. Değirmenci direnir; - Sen koskoca kralsın, paran çok. Git Almanya’nın istediğin yerinde saray yap! Burayı benden önce babam işletiyordu. O'na da babasından kalmış, ben de çocuğuma bırakacağım. Değirmenin bahçesinde dedemin, babamın mezarları var. Ben de ölünce yanlarına gömüleceğim. Burası bizim aile ocağımız. Satılık değil! Sabrı tükenen ve sinirlenen Kral Frederick ayağa fırlar ve gürler; - Sen benim Prusya Kralı Friedrick olduğumu bilmiyor musun yoksa? Değirmenci; - Senin kral olduğunu biliyorum ama ben de bu değirmenin sahibi Sans-Souci’yim. Kral öfkeden deli olur; - Madem benim kim olduğumu biliyorsun, o halde zorla alabileceğimi de biliyor olmalısın. Bakalım o zaman ne yapacaksın? Değirmenci hiç telaşa düşmez ve tarihe geçecek ve dünyanın her yerinde Adalet’in sloganı olacak ünlü lafını söyler;
1000k
Reklam