Malcolm X
Bir taş at.
Bir taş daha at.
Bir şiir ateşle.
Bir yumruk yükselt.
Sesini yükselt.
Bir çocuk yetiştir.
Bir maske tak.
Duvara bir slogan yaz.
Şehitleri an.
Bir hayal kur.
Bir barikat kur.
Tarihine sahip çık.
Sokaklara sahip çık.
Bir slogan at.
Bir kurşun at.
Bir tohum ek.
Bir ateş yak.
Bir cam kır.

Terle.
Sahte belge düzenle.
Bir bildiri bastır.
Bir kanun kaçağını barındır.
Bir yara sar.
Bir dosta sevgi göster.
Silahını temizle.
Hakikati söyle.
Bir miting düzenle.
Arkanı kolla.
Gökyüzüne bak.
İz bırakma.
İşçilerden öğren.
Bir yoldaşa öğret.
Bir hücreyi ziyaret et.
Bir savaş esirini kurtar.
FBI'ın gizli dosyalarını çal.
Kendi kalbini çal.
Parolayı aklında tut.
Bir aynasızı silahsızlandır.
Bir füzeyi çalışmaz hale getir.
Bir fıkra anlat.

Bir plan yap.
Bir ümit ışığı gör.
İsmini değiştir.
Bir teoriyi test et.
Bir dogmaya meydan oku.
Korkunu kullan.
Bir damla gözyaşı akıt.
Haritayı incele.
Hainlerle hesaplaş.
Ağırlığını hakkıyla taşı.
Biraz daha ağırlık kazan.
Sevmek için mücadele et.
Sevdiğini bir daha söyle.
Sınırı aş.

nejla güldalı, bir alıntı ekledi.
18 May 10:14 · Kitabı okuyor

Önce fıkra...
Cezayirli aile Fransa’ya göç eder. Ailenin tek evladı Hasan okula kaydettirilir. Okuldaki ilk gün Hasan’a öğretmeni adını sorar.
“Hasan” cevabı üzerine öğretmeni, “Biz Fransa’da Hasan adını kullanmayız. Fransız okulunda olduğuna göre Bundan sonra senin adın, Jean François olsun” der. Hasan okuldan eve döner. Annesi “Hasan evladım okuldaki ilk günün nasıl geçti” diye sorar: “Hasan’dan beklemediği yanıtı alır, “Biz Fransa’da Yaşıyoruz ve benim adım artık Jean François” Annesi yalvarır yakarır
“Biz Cezayirliyiz, biz Müslümanız” diye dil döker. Oğlunu ikna edemez.
Akşam Hasan’ın babası gelir. O da çocuğun inadını kıramayınca Hasan’ı döver.
Bir gün sonra yüzündeki kızarıklarla okula giden Hasan’a öğretmeni sorar, “Ne oldu benim küçük Jean François’ma böyle?”
Hasan cevap verir:
“Sormayın madam, iki Arap’ın saldırısına uğradım!”

Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 209 - Kırmızı Kedi Yayınevi)Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 209 - Kırmızı Kedi Yayınevi)

Piyanist Temel - Fıkra
Temel laz olduğu için kendinden nefret ediyormuş. Amerika ya gitmiş ve birçok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmiş, iyi şekilde ingilizce öğrenmiş ve meşhur bir piyanist olmuş.
Bir gün büyük bir topluluğa konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses duymuş:
—Helal sana hemişerum, çok iyi çalaysun da!
Temel:
—Benim laz olduğumu nereden anladın yahu. Hâlbuki Lazlara benzememek için bir sürü ameliyat oldum.
—Nasıl anlayamayayım? Bütün piyanistler otururken sandalyeyi kendine çekerler, sen ise sandalyeye oturup koskoca piyanoyu kendine çekeysun. demiş adam. :D

Havanakara, bir alıntı ekledi.
17 May 01:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bütün yas evlerinde olurmuş, herkes gider , geriye çekirdek aile kalırmış. Ölenin ardından konuşmanın vaktiymiş artık başlayan. Kimi zaman komik bir anı, kimi zaman ölenin anlattığı bir fıkra, bazı bazı yaptığı şakalar, en sevdiği film , hep unuttuğu o şarkı, beleş tepede izlenen o maç, olur olmaz sızdığı o uyku ve daha neler neler anlatıldıkça yas evinde kahkaha tufanı koparmış.Kahkahalar gitgide kolaylanır, bir sese, bir işarete bakarmış herkes katıla katıla gülmek için.Evin önünden biri geçse o ara , yemin billah edebilirmiş o evin yas evi olmadığına. "Herkes ölüsünün ardından kahkaha atar ,işte bu krizin,işte bu kahkahanın adıymış Sarı Kahkaha."

Sarı Kahkaha, Murat Özyaşar (Sayfa 87 - DK)Sarı Kahkaha, Murat Özyaşar (Sayfa 87 - DK)

Size lise yıllarımda dolmuşta yaşadığım fıkra gibi olayı anlatayım:

Dolmuş hızlı hızlı yol alıp sanırım dakikasının devir yeri olan noktaya biraz erken gelince, yavaş yavaş ilerlemeye başladı, arkadan yaşlı bir teyze "bu ne işimiz gücümüz var 'cenaze aracı' gibi gidiyorsun." diye bağırdı, şoför yaşına hürmeten ses çıkarmamış olacak, yoksa havadan nem kapar bu şoförler :). Teyze hala dilinde aynı şey tutturmuş bir 'cenaze aracı' neyse dolmuş ilerlerken yandan bir cenaze aracı geçti ki yarış yapıyor o derece hızlı, şoför, "al hanımabla cenaze aracını, uçuyor sanki." diye söylenince teyzenin surat ifadesi cenaze aracı onun evine gidiyormuş gibi değişti. Sanırım bir daha cenaze araçlarının yavaş olduğuyla ilgili tek bir cümle daha kurmamıştır.

Bir fıkra (yaşanmış bir olaydır)
Sarhoş bir Erzurum'lu camide öyle dua ediyor öyle dua ediyor ki . Her şey istiyor . Onu gören başka bir cemaat ise diyor ki hele haline bak birde utanmadan bir şey istiyorsunsun. Sarhoş adam da diyor ki " senene , senden mi isdirem "
Hepinize hayırlı sahurlar diliyorum

Aykut Ç., bir alıntı ekledi.
16 May 02:09

Bir tarafta krallar ve saygınlıkları, imparatorlar ve zaferleri, dâhiler ve aura’ları, azizler ve haleleri, halkın önderleri ve iktidarları, orospular, peygamberler ve zenginler duruyor… Öbür tarafta ise biz varız – köşedeki dükkânda çalışan şu çırak, dramaturg müsveddesi William Shakespeare, fıkra meraklısı berber, öğretmen John Milton, mağazada çalışan çocuk, bohem Dante Alighieri, ölümün unuttuğu ya da kutsadığı ve hayatın kutsamaksızın unuttuğu insanlar.

Huzursuzluğun Kitabı, Fernando PessoaHuzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa
Gamze Zeynep ALMAZ, Kurşunkalem Yazıları'ı inceledi.
15 May 15:24 · Kitabı okudu · 12 günde · 6/10 puan

*Kitabı okurken o şeker hissiyatına ulaşmak için epey bir keçiboynuzu yemek zorunda kalıyorsunuz.
*Kitap 90’lı yılların gündemini oluşturan fıkra yazılarından oluşuyor. Esasında o günleri gözlemlemek açısından fena değil ( bir başkasının gözlüğüyle bakıyorsunuz sonuçta)
*Yazar;imgesel, espirili bir üsluba sahip
*Belirli bir kültür birikimi var ama kalıcılığı yakalamak için üslup yeterli olmuyormuş.

Gülhan Aşanboğa, Yol Ayrımı'ı inceledi.
15 May 00:43 · Kitabı okudu · 1 günde · 7/10 puan

Esir şehrin üçlemesinin son kitabı olan Yol Ayrımı da biter. Roman beklentimi karşılamadı. Esir Şehrin İnsanları ve Esir Şehrin Mahpusunda önemli karakteri olan Kamil Bey kenar itilmiş. Romanın yarısı kadar Kamil Beyin çıkmasını bekledim. Kamil Bey ve kızının ilişkisi romanın ana konularında biri olmasına kenara itilmiş. Kitabın asıl konusu olan Serbest parti dönemi çok güzel anlatılmış. Roman başlarda ağır gidiyor ama sonradan akıcı olmaya başlıyor. Serbest Fıkra Döneminin öğrenmek istiyorsanız mutlaka okuyun.

DeliBilge, bir alıntı ekledi.
13 May 21:33 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Sosyalizm döneminde Lenin'in gençlere tavsiyesi, ne yapmaları gerektiği sorusuna cevabı "öğrenin, öğrenin , ve öğrenin" di. Bu her zaman zikredilir ve okul duvarlarına asılırdı. Fıkra şöyle : Marx, Engels ve Lenin'e bir eş mi yoksa metres mi tercih ettikleri sorulur. Tahmin edileceği üzere, özel meselelerde biraz muhafazakar olan Marx 'Eş!' diye cevap verir. Daha ziyade bir bon vinant olan Engels ise metresi seçer. Lenin ise herkesi şaşırtarak "İkisi birden! " der. Neden? Sert devrimci imajının ardında dekadan bir jouisseur mu vardır? Hayır - Lenin şöyle açıklar : "Böylece eşime metresime gittiğimi ve metresime de eşimle birlikte olmak zorunda olduğumu söyleyebilirim..." 'Peki sonra ne yaparsın?' "Issız bir yere gider öğrenir, öğrenir ve öğrenirim."

1914 felaketinden sonra Lenin'in yaptığı tam olarak bu değil miydi? İsviçre'de ıssız bir yere inzivaya çekilmiş ve "öğrenmiş, öğrenmiş ve öğrenmisti," Hegel mantığını okumuştu. Ve kendimizi medyatik şiddet görüntülerinin bombardımanı altında bulduğumuz günümüzde yapmamız gereken de budur. Bu şiddete neyin yol açtığını "öğrenmemiz, öğrenmemiz ve öğrenmemiz" gerekiyor.

Şiddet, Slavoj Zizek (Sayfa 19)Şiddet, Slavoj Zizek (Sayfa 19)