Size bugün başıma gelen bir olayı anlatmak istiyorum. Otobüsteydim, birden başım dönüp gözüm kararmaya başladı, resmen beynim uyuştu. Ayakta duramadım ve tutunarak çökmeye çalıştım. Herkes abla iyi misin demeye başladı, ben de hiç iyi değilim dedim. Hemen zoraki ilk durakta indim ve oturdum ellerim uyuşmuştu. Otobüsten de bir kişi inip yardım etmedi. Durakta bir abla vardı, bunu kınamak için söylemiyorum ama başörtülü(kendi annem de başörtülü). Hâlimi de gördü ve dedim ki abla 112’yi arar mısın? O sırada otobüs geldi, abla dedi ki otobüs geldi :) Ve o otobüse bindi. Herhalde söylemiş olacak ki otobüste, otobüsten bir kız indi yanıma. (Kendi ineceği durak olmadığı hâlde inmiş bu arada, onu da sonra öğrendim)Şeker verdi, su verdi, kolonya sıkıp beni sakinleştirmeye çalıştı. Sonra taksiyle beni acile götürdü. Ve o kadar çok ilgilendi ki anlatamam. Şimdi başörtülü kısmını neden vurguladığımı anlatayım size. Allah inancı olan bir insan beni o hâlde görüp bırakmamalı yardım etmeliydi, çünkü bazıları kınıyor ya başı açık olanları bazı şeyler sadece baş kapatmak ile olmuyor, insan her şeyden önce vicdana sahip olmalı. Diğer can alıcı noktayı da söyleyeyim, beni hastaneye götüren kızla sonrasında konuştuk baya ve asla unutamayacağım şey bu benim. Kendisi de yürürken denge kaybı yaşıyor ve çok az görülen bir nörolojik hastalığı varmış.(Parkinson benzeri) Kendim de çok yaşadım böyle bir durum ve anlıyorum dedi.Ben ona dualar ederken, o beni görüp sadece bir 112’yi bile aramayan ablaya asla hakkımı helal etmiyorum. Herkes bu hayatta yaptığını görüyor ve umarım insanlar sadece başına geldiğinde anlamaz bazı şeyleri. Ben iyi bir dost kazandım, umarım bazı insanlar da vicdan kazanır.
Birilerini siz iyileştiremezsiniz, tek taraflı çabayla devranı döndüremezsiniz, her zaman koşan taraf siz olamazsınız, bir şey daha yapsanız ya da söyleseniz de değişmez. Bu işler öyle olmuyor, her şey insanın içinden geldiği kadar. Gayret yoksa önemi de yoktur, çok basit.