''Kendini bulan insanın dünya üzerinde kaybedecek bir şeyi kalmamıştır ve içindeki insanı nihayet anladıysa bütün insanları anlayacaktır. ''
Kitabın kapağında yazılı olan bu söz benim bu kitaba başlamama vesile olup tek solukta okumamı sağladı.
Hayatında tek bir heyecan dahi kalmayan genç Baron bu monotonluktan sıkılmış ve hayatını bir ölüden farksız yaşamaya adamıştı. Zamanla insani duygularını yitirdiğini düşünen kahramanımız hiçbir amaç gütmeden gittiği hipodromda yeniden hayat bulmuş ve kaybettiğini düşündüğü heyecanı gün yüzüne çıkmaya başlamıştı. Yaptığı bir muziplikle vicdan azabı çekmeye başlayan Baron geçmişe beklenmedik yolculuklar yaparak kendini bulmaya başlamış ve dünyayı sevginin kurtaracağını kavramıştır.
''Tek yapması gereken kendini açmasıydı insanın, yaşamın akışı bir insandan diğerine geçiveriyordu hemen, yükseklerden derinlere akıyor, derinlerden tekrar sonsuzluğa uzanıyordu.''
-Sevdiğim adam da hep uzaklara giderdi.
-İnsanlar geri gelir.
-Geri gelirler ama bu sefer unutmuş olurlar.
-İyi olan şeyler unutulmaz, seni unutmayacağım .
Doğum gününde bilinmeyen bir kadından sayfalarca mektup alan yazar, kendini geçmişin tozlu hatıralarında bulur ve zamanında yaptığı şeyler bir bir gözlerinin önünden geçer. Zweig bu eserinde hayatta çok da önem vermediğimiz detayların kelebek etkisiyle büyüyüp karşımıza çıkışını anlatmaktadır.
Okurken gözyaşlarıma hakim olamadığım bu kitap beni derinden etkiledi ve karşılıksız aşkın ne kadar can yakıcı olabileceğini hatırlattı bana. Kesinlikle tavsiye ettiğim çok çok başarılı bir eser.