Nahsan Samet Ercan

Eşkiyadan sahabe çıkaran yangın Dertleri yok ettim senin derdinden.
Reklam
Bütün şiirlerde sen varsın… Seni başkalarının mısralarında okurum diye korkuyorum.
Enes b. Malik (r.a.) anlatıyor: "İçimizden biri sordu: 'Ya Resûlallah! Veda Haccinda bile sana inananların sayısı yüz binleri aşmıştı. Kıyamete kadar gelecek olan Müslümanların sayısı çok çok daha fazla olacak... Peki, sen onların hepsini nasıl tanıyacaksın?' Allah Resûli (s.a.v.) bir benzetme yaptı ve dedi ki: 'Sizin bir sürü atınız olsa, atarınızın alınlarında ve ayaklarında nişan gibi beyazlık yani sekilik bulunsa, siz kendi atlarınızı başka at sürülerinin içerisine salıverseniz, kendi atlarınızı o nişanla-rendan dolayı tanır mısınız tanımaz mısınız?" Sahâbe, 'Tanırız ya Resúlallah! dediler. Efendimiz (s.a.v.) bunun üze- rine, 'Ben de bana iman eden kardeşlerimi, alınlarındaki ve ayaklarındaki abdest izlerinden tanıyacağım,' dedi. Daha sonra Efendimiz (s.a.v.) ellerini açtı ve şöyle bir dua etti: 'Allah'ım! Beni görmedikleri hâlde bana iman eden iman kardeşlerimin yaptıkları bir iyiliği on katıyla sevaplandır.' Biz de hep bir ağızdan bu duaya âmin dedik."
Kâ’b bin Ucre radıyallâhu anh anlatıyor: Resûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem bir gün bize; “Minbere yaklaşın!” buyurdu. Biz de yaklaştık. Birinci basamağı çıktı; “Âmîn!” dedi. İkinci basamağı çıktı, yine; “Âmîn!” dedi. Üçüncü basamağı çıktı, aynı şekilde; “Âmîn!” dedi. Minberden indiğinde: “–Yâ Resûlallâh! Bugün sizden daha önce işitmediğimiz şeyler duyduk. (Bunun hikmeti nedir?)” diye sorduk. Şöyle buyurdular: “–Cibrîl aleyhisselâm bana göründü ve; «Ramazan’a erişip de günahları affedilmeyen kimse rahmetten uzak olsun!» dedi. Ben de «Âmîn!» dedim. İkinci basamağa çıktığımda; «Senin ismin yanında zikredilip de sana salavât getirmeyen kimse rahmetten uzak olsun!» dedi. Ben de «Âmîn!» dedim. Üçüncü basamağı çıktığımda: «Anne-babası veya ikisinden birisi yanında yaşlanıp da (onları râzı ederek) cenneti kazanamayan kimse rahmetten uzak olsun!» dedi. Ben de «Âmîn!» dedim.”
Ya Rahmet Ya İncirlik
hassan bin sabit’in dilinde bir kılıç benim sırtımda kocaltan bir yük nasıl emrolunduysam, nasıl yaratıldıysam öyle. gülüyorsam nasıl, ağlıyorsam böyle, tam böyle işte bir savaşla sığınıyorum rahmetine Allah’ın
Reklam