Nahsan Samet Ercan

Enes İbni Mâlik (ra)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Übey İbni Kâ'b radıyallahu anh'e hitaben şöyle buyurmuştur: "Allah Teâlâ, 'Lem yekünillezine keferû' suresini sana okumamı bana emretti." Übey İbni Kâ'b: "Allah benim ismimi andı mı?" dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; "Evet," buyurdu. Übey İbni Kâ'b duygulanarak ağladı.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dua’nın önemi
Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyururdu: “Bir müslümanın, yanında bulunmayan din kardeşine yapacağı dua kabul olunur. Bir kimse din kardeşine hayır dua ettikçe, yanında bulunan görevli bir melek ona, ‘duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin’ diye dua eder.”
İncitmeden nasihatta bulunmak
Hz. Hasan ve Hüseyin (ranhuma) nın yaptığı gibi Abdestini güzelce alamayan bir adam görürler. Ona abdest almayı öğretmek için konuşmak yerine onu kendi aralarında hakem kılarlar ve, "Amca ben ve kardeşim, hangimiz daha güzel abdest alıyoruz diye tartıştık, sen aramızda hakem ol ve bizim abdest alışımıza bak." derler. Sol eliyle ıbrığı alır ve sağ eline dökerek iki elini de yıkar, sonra bir avuç dolusu suyla ağzımı yıkar ve burnuna çeker, sonra da sol eliyle sümkürür. "Bak amca, yüzümü nasıl yıkıyorum." diyerek yüzünü yıkar. Sonra, "Bak amca, dirseklerime kadar suyu nasıl ulaştırıyorum." diyerek kolunu ve ayaklarını yıkar... Sonra diğeri abdest alır. Böylelikle adam abdest almayı öğrenir ve "Ben hakemim, fakat abdest almayı sizden öğrendim." der.
Ahidleşme
Ebu Ubeyde (r.a.), Humus'u muhasara altına almış ve Humus halkını cizye verme ya da kılıcı (savaşı) tercih etme arasında muhayyer bırakmıştı. Bunun üzerine Humus halkı cizye ödemeyi tercih etti. Ebu Ubeyde onlardan cizyelerini aldı. Daha sonra ise Halid b. Velid , (r.a.) geldi ve Yermuk gazvesine yönelmek için İslam ordusu komutanlarının kendi yanında toplanmalarını emretti. Bu emir gereği Ebu Ubeyde (r.a.), Humus'u terk ederek Halid b. Velid (r.a.)'ın yanına dönmek zorunda kaldı.Bunun üzerine Ebu Ubeyde (r.a.) hıristiyan olan Humus halkından ve hıris-tiyan Rum liderlerinden aldığı cizyeyi tekrar iade eder. Bunu gören Humus halkı, "Neden cizyeyi bize geri iade ediyorsun?" diye sorarlar. Ebu Ubeyde (r.a.) da "Biz cizyeyi sizleri korumak için aldık. Şu anda geri çekiliyoruz.Sizi koruyamayız. İşte bu nedenle size cizyenizi iade ediyorum." der. AIlahu ekber! Allahu ekber! Ebu Ubeyde (r.a.), "Bunlar kâfir, bize karşı savaşıyorlar, mallarını iade etmeyerek onlara karşı mallarından faydalanalım." diyebilirdi. Fakat böyle demedi. Çünkü onlarla bir ahidleşme olmuştu.
Sad.b.Cübeyr (r.a.) şöyle diyor: "Ibn Abbas (r.a.)'a Berâe sûresini sordum. Bana; "Bu sûre Fadıha'dır; 'gizli ayıpları ve sırları ortaya çıkaran'dır. Bu sûre, gizli olan şeyleri sayıp dökmeye başlayınca istisnasız hepimizi zikredecek diye korktuk. Zira, 'Allah'a söz veren kimselerden, Peygamber (s.a.v.)'e eza verenlerden, Mescid-i Dırar edinenlerden, müminleri sadakalarında küçümseyenlerden ve daha birçok kimselerden bahsediyordu.' dedi." Evet, bu sûre "Fadıha/gizlilikleri açığa çıkaran" diye isimlendirilmişti.Çünkü münafikların gizlediklerini açığa çıkarıyordu. Ayrıca "Buhûs/araştırma" diye de isimlendirilmişti. Çünkü münafikların sırlarını ve ayıplarını araştırıyordu.