Justina

Düşünceyi yakalamaya çalıştıkça düşünceye yakalanırız, onunla benzeşleşmeye varana kadar. Ve düşünce bizden kaçtıkça arzulanan kadının manyetizmasına kapılır gibi kapılırız ona, birden mahrum kalsak ve onu, kaçsa bile bakışımız altında tutmasak, yalnızca düşüncemizden değil tüm varlığımızdan olacağımıza inanacak kadar. Bazen bize en yabancı, en kökten öteki gelen, aslında en mahremimizdir.
Sayfa 117
Reklam
Örtülü kapılar, kapalı odalar, herkes kendi duvarlarını kendi içinde örmekte.
Sayfa 94
Kelimeler kifayetsiz kaldığında insan, haberi olmadan, bir başka toprağa ayak basmaya hazırlanıyor demektir.
Sayfa 85
Çocukluğumuzun imgelerine o ebediyen sönmeyen şeyi -solmayan parıltıyı veya kapanmayan yarayı- veren, zamanda önce yer almaları değildir; o imgelerin ancak uçucu anlarda yeniden yakalayabildiğimiz, çevremizi saran her şeye algılarımızı açtığımız bir durumda doğmuş olmasıdır. Algılarımızı açabilirdik çünkü henüz tam anlamıyla yapılanmamıştık, henüz sınırları belirlememiş bir ali devlet halindeydik. Sınırlar yavaş yavaş, arka arkaya reddedişler ve çizgilerindeki sayısız düzeltmeden sonra kesinleşecekti. Benim kişisel sözlüğümde çocukluk ve hafıza eş anlamlı.
Sayfa 78