Justina

Puan vermedi·48 syf.·
2026 118. kitabı
Kitap yazara göre ideal toplumun nasıl olması gerektiğinin kısa bir özeti. Kişi eğer yaptığı işlerden haz almazsa, mutlu olamayacağı böylelikle barışçıl bir toplumun olmayacağı yönünde bir bildiri niteliğinde. Yazara göre kişi bir tek iş değil bir kaç iş bilip dönüşümlü olarak bu işleri yapmalı. Böylelikle insan robotlaşmaz, yaptığı işten haz alır. Ayrıca insan ucuz ve insanı hasta eden ürünlerin üretiminde çalışmayı reddetmeli. Böylelikle bu işleri herkes reddederse üretim durur ve herkes kaliteli olana ulaşabilir. 1800’lü yılların düşünceleri bu şekilde. O zamandan bu zamana kalite daha da düştü, hayat dahada pahalandı. Yani hiçbir şekilde oluru olmayan ütopik bir dünya.
Faydalı İşler Faydasız UğraşlarWilliam Morris · 1984 Yayınevi · 201628 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·132 syf.·
2026 86. kitabı
Bu kitabı, tüm boyun eğmezlere, cadılara, itaatsizlere, ışığa sahip olanlara ithaf ediyorum. Hikaye belli bir zamanın ve mekanın olmadığı yerde geçiyor. Dünya bir felakete sürüklenmiş. Toprak kaymaları; kasırgalar; saatte yüz kilometrenin üzerinde esen rüzgarlar; yıkılan ağaçlar; haftalarca, aylarca, kimsenin anlam veremediği bir şekilde, yorgunluktan çıldırıp ölene kadar daireler çizerek yürüyen hayvanlar; paramparça olmuş şehir; bomba sesleriyle gökten meyve misali düşen taşlar, medeniyetin kırılgan örtüsünü parçalayan buzdan mermiler, mahvolmuş ekinler; aşırı sıcaklar, kaynayan denizin canlı canlı pişirdiği balıklar, nehirlerde susuzluktan ölen balıklar, kuraklıklar, su savaşları, kıtlık, açlık, susuzluk, çöküş… sf 50 Bu şartlarda anlatanın aktarmasıyla hayatta kalmaya çalışan bir avuç kadının manastıra sığındığını anlıyoruz. Buraya sığınanlar geçmiş anılarından, inançlarından ve isimlerinden vazgeçmek zorunda. Manastırda eskinin dini hakim değil. Hristiyanlık ile ilgili bir şey söyleyenler ağır cezalara çarptırılıyor. Benimsedikleri din eski Yunan çok tanrılı dini. Burada seçilmişler ve değersizler diye sınıflara ayrılıyor kadınlar. Değersizlere en pis işleri yaptırıp üstüne hayattan koparılacak cezalar veriliyor. Anlatanın ilk önce aşkı bulmasını sonrada manastırdan kaçmaya çalışmasını okuyoruz. Kitabı ilk 40 sayfasında anlayamadım, adapte olamadım. Ondan sonra hikaye düzene girdi, netleşti. Leziz Kadavralar kitabı kadar diyemeceğim ama bu kitapta güzeldi. Değişik ütopik konular sevenler beğenir diye tahmin ediyorum .
DeğersizlerAgustina Bazterrica · Siren Yayınları · 2025165 okunma
Puan vermedi·232 syf.·
2026 81. kitabı
Açıkçası ne incelemelere baktım, ne konusuna ne de alıntılarına. Komik çizgi roman okuyacağımı sandım ancak anlatılan yazarın çocukluktan itibaren ailesiyle yaşadığı anılardan ibaret. Babasının gizli eşcinsel oluşundan, babası öldükten sonra haberi oluyor. Kendisinin de eşcinsel kimliğini keşfetme ve kabullenme sürecini anlatıyor. Sürekli bölümdüm. İlgimi çekemedi. Aşırı sıkıldım. Normalde kitap okumaktan sıkıldığım zamanlarda çizgi roman okurum. Kitaplardan uzaklaşmamak adına bir durak gibi düşünürüm. Ancak bu kitap beni sıktı.
Cenaze Evi Şenlik EviAlison Bechdel · BilgeSu Yayıncılık · 2017214 okunma
8/10
·112 syf.·
2026 68. kitabı
Duras’nın yer yer çocukluk ve ilk gençlik anılarını anlattığı otobiyografik bir metin olmuş. Ailesine karşı sevgisizliği, yoksullukları. Henüz 15 yaşındayken, varlıklı kendinden 12 yaş büyük Çinli bir adamla ilişkiye başlamasını anlatıyor. Adam ona deliler gibi aşık oluyor. Duras ise aslında anlattığı kadarıyla bana göre aşık olmuş ama kendisini ömür boyu bir bağın içinde hayal edemiyor sanıyorum. Sevgili, babasının baskısı ve toplumun ırksal-sınıfsal sınırları nedeniyle istesede onunla evlenemeyecek durumdadır. Zamanla yolları ayrılır. Yıllar sonra Çinli sevgiliden telefon gelir ve şu sözleri söyler; “Her şeyin eskiden nasılsa öyle olduğunu, onu hala sevdiğini, hiçbir zaman sevmemezlik edemeyeceğini, ölünceye dek seveceğini söylemişti.” Sf. 104
SevgiliMarguerite Duras · Can Yayınları · 19921,303 okunma
Puan vermedi·44 syf.·
2026 65. kitabı
Ölüm hastalığı aslında sevememek, sevgiye dair bir şey hissedememek, bağ kuramamak olarak işlenmiş. Özetle kalbinde sevgiye dair hiç bir şey bulunmayanları tanımlayan güzel bir kitap olmuş. Tek bir mekan, bir adam ve bir kadın. İlk bakışta bir kadın ve bir erkek arasındaki ilişki gibi görünüyor ama derinde yatan anlam bu değil. Bir adam, bir kadına para vererek onunla bir kaç gün birlikte olur. Ama mesele sadece beden değil adamın asıl derdi sevebiliyor muyum sorusuna cevap arayışı. Adam günler boyunca kadını gözlemler, onun uyuyuşunu, nefes alıp verişini, uyurken yüzünün aldığı şekilleri, hareketlerini izler… Ama hiçbir noktada ona gerçekten ulaşamadığını düşünür. Çünkü aslında kendini Issız adamlığa kodlamıştır. Kadın ise adama karşı bir tür ayna görevi üstlenir. Sorularıyla adamın eksik yönlerini, kalbindeki boşluğunu, duygusal körlüğünü görünür kılmaya çalışır. Sonuç adam yine de bir farkındalık yaşamamayı tercih eder o ayrı.
Ölüm HastalığıMarguerite Duras · Metis Yayınları · 2005760 okunma