Arkasını dönüp duvara doğru yürüdü, elini usulca taşların üzerinde gezdirdi, “ Bu dünyayı bu kadar çok mu seviyorsunuz?” diye mırıldandı. Hiç sesimi çıkarmadım.
Ha bugün ölmüşüm ha yirmi yıl sonra, neticede ölen yine ben olacaktım. Bu noktada, akıl yürütmemde beni biraz huzursuz eden, yirmi yıl daha yaşamak fikrinin kalbimi dehşetli bir hop ettirmesiydi.