Gözümü sıkıca kapattım Bir şeyleri unutmak istiyor gibiydim Ama hatırlamak istedim, Belkide hiç olmamak. Sonra yeniden kendim olmak istedim. Baktım uzunca... Pencereden yansıyan ışığın duvardaki aksine baktım. Bir hayâlim vardı onu hatırladım. Sonra hayâlime ulaşmaya engel,önüme koyduğum koca dağlara baktım... Ve o an, zihnimde hepsi eriyip gittiler Anladım ki birkaç tepecikten ibarettiler. Gözümde neyi büyüttümse önümde taş olarak onu gördüm. Ben kendim koymuştum,kendim örtmüştüm hayâllerimle aramdaki perdeyi.. Evet şimdi fark ettim ama bunun bir ehemmiyeti yok.. Yolum yürünmemekten ot bağlamış. Menzilimin tahayyülümdeki rû’yeti gittikçe azalmış. Benmişim aslında kendime engel. Kurduğum, kurguladığım, önüme çıkardığım ne varsa hepsi bir çengel, Bir domino misâli dokunmamla dökülüp gittiler. Ben mi? Hayır, beni götürmediler... Ben yine buradayım, geceye birazcık hüzün bıraktım. Bir acılık hissettim damağımda.. Ve başka bir acı,bağrımda... Bunca yıl, öğrenilmiş çaresizlik deneyindeki çekirgeler misâli hiç olmayan camı kendime sınır bellemişim.. Yanıldım. Yanılmışım Kendimi buz dağının görünmeyen kısmı sanmışım Belki de ben meyvesi yenmiş bir havuç fidanıymışım.. Şimdi nasıl kalkmalıydım.. Kalksam bile son treni kaçırdım. Şimdi ne yana koşmalıydım.. Yer dizlerimi çekiyor Gök sînemi.. Bir daha düşersem kalkamayacağım, Kalkarsam koşup yetişemeyecektim öylemi..? Öyle... Evet belki de öyle. Son bir kez kalk ve dene...! Hayır niçin son bir kez? Bu deneyişler bin kez bile olsa bin birinci kez yine dene... Hem bizleri,kendimizden de iyi bilen,bize şah damarımızdan daha yakın olan,öğütlememiş miydi böyle. O halde şuracıkta bir taşın üzerine oturup giden trenleri izlemek yerine Kendime, kendimce bir tren yapamaz mıyım yani.. Elbette yapardım biliyoruz ki; kişinin sonunu hazırlar
Yaşamamıza tesadüfen geldiğini düşündüğümüz her insan hayatımızın noktalama işaretiydi. Benim için kimisi, de. Yaşananların tamamlanmadığı, sürekli yarım kalan, hiç sonunu getiremediğim insanlardı. Arasıra var olup arasıra yok olanlardı. En zor zamanlarında yanında olduklarım da, benim zor zamanlarımda ise yanımda olmayanlardı. Yani masal gibilerdi. Bir varmış ile giren, bir yokmuş ile gidenlerdi.
Yaşadığım süre boyunca hep merhametimin arkasından yürüdüm, beklentilerimi arkada bıraktım.Kimseden bir şey beklemedim, doğrusu bu sanıyordum çünkü.Yaşadıklarımı yaşayamadıklarımı içimde sakladım, sustum bastırdım olsun dedim insanlık bende kalsın.Ben en iyisini yaşatayım ki istemeye yüzüm olsun dedim.Verdim, hep verdim karşılığını alıp alamadığıma bakmadan, aslında güçlü olmak değildi istediğim, ama olmak zorundaydım ve bırakıldım.Kendimi hep erteledim.Kimsenin beni anlamadığını bildiğim halde hayatıma girenleri bana verilmiş bir görev olarak gördüm.Herkesi mutlu etmek zorundayım sandım.Benimde mutlu olmam gerektiğini unutmuşum meğer..Görevim neyse en iyisini yapmalıydım ki vicdanım rahat etmeliydi.Birilerinin de bana karşı görevleri olduğunu hiçe saymışım oysa…Ne yazık ki; Bana verilen rolleri en iyi şekilde oynarken onların rollerini iyi oynayıp oynamadığına hiç bakmadım.Karşımdakilerin eksiklerini tamamlamaya çalışırken, onların hatalarını görmeye vaktim kalmamış sanki.Beni üzmelerine bakmadan, karşılığında ne aldığıma ne hissettiğime aldırış etmeden hep verdim..Kendimi nasılda unutmuşum.. unutturmuşlar aslında.Paramparça olmuş kalbime, cayır cayır yanan içime doğruları söylemeye çalışan beynime, mutsuz yüzüme hep sus dedim.Sen sus…Kendime haksızlık ettim, kimseye etmediğim kadar.Herkesi dinledim kendimi dinlemediğim kadar.Kimse benim yüzümden mutsuz olmasın diye, hiç bir şeyin sebebi ben olmayayım diye mutluluk oyunlarımı oynadım..Yetmedi yeni oyunlar buldum.Ama bir gün bir bakmışım ki paramparça olmuşum.Tutunacak tek duygu bırakmamışım kendime.Kendimi teselli edecek tek şey yokmuş hayatımda.Allak bullak olmuşum..Kendimi aramaya çıktığımda yorgun, yılgın, bitkin bir köşede saklanıp ağlayan bir erkek çocuğu olarak buldum.Ve ona elimi uzattım diyebildiğim tek şey