"...'Sen bana baba yadigarisin!' diyerek onunla saatlerce konuşmuş. 'Durumuna çok üzüldüm.' demiş. 'Rahmetli baban görse o da üzülürdü.Bunca servet ve isim sahibi ünlü bir ailenin oğlu olarak şu haline bak.Adadaki ayak takımına karışmış durumda yaşayıp gidiyorsun.Cunku seni zararlı eşitlik fikirlerine, uyuşukluga,haklarını savunmamaya alistirmislar.Oysa insanlar eşit değildir.Gucluler ve zayıflar vardır.hayat da bunlar arasındaki mücadeleden ibarettir.Sen güçlüler arasındaki yerini almalısın.Turizmin bunca geliştiği,milyar dolarların kıyılara ve adalara aktığı bir dönemde, bu adanın değerini ölcebilir misin?...Eşitlik,dostluk,demokrasi... bunlar hep zayıfların uydurduğu saçmalıklar.' Bu sözlerin dostumuzu etkilediği acıktı."
"Şu defterin başında geçirdiğim saatler boyunca kendimi uyarıyorum hep 'Çağdaş yazarların yaptığı gibi yap, anlatilanin değil anlatım biçiminin önemli olduğu bir yapı kurmaya çalış, biraz cesur ol' diye."
"Gurur ve gösteriş farklı şeyler ama sık sık aynı anlamda kullanılıyorlar.Insan gösteriş düşkünü olmadan gururlu olabilir.Gurur daha çok kendimizle ilgili görüşümüzü bağlıdır, gösteriş ise bizim hakkımızda başkalarına ne düşündürtmek istedigimize."