Şeyh Said hadisesi sonrası Türkiye’de artık yeni bir dönem başlıyordu. Hükümet ve Mustafa Kemal, bundan sonra kafalarındaki bütün düşünceleri teker teker uygulama fırsatı bulacaklardı. Aykırı bir tek sese tahammül edilmeyecek, muhalefet ve farklı görüşler en sert şekilde susturulacaktı ve öyle de oldu…
Şeyh Said isyanının, İngilizler tarafından desteklendiği konusunda ortaya atılan iddiaların doğruluğuna dair bugüne kadar bir delil ortaya konamamıştır. İsyan tamamıyla halkın elinde bulunan silahlar ve çok yetersiz imkânlarla yapılmış, daha sonra ise ele geçirilen bazı askeri birliklere ait silahlar kullanılmıştır.
“Ayrılık tohumu giren tarladan nifak ve nefret çıkar. Evvela, bu milletin evlatları kaderlerinin ortak olduğunu öğrenmelidir. Birbirimizi yeteri kadar seversek, başka sevgiye muhtaç olmayız.”
“İttihad ve Terakki’nin Selanik Kongresi’ne kadar (1912) sönük bir kişi olan Bay Ziya’ya, birdenbire bir öncülük gelmiştir. Gökalp takma adını alan bu kişi, Kürtçülükten caymış, Türk, Türkçü, Turancı ve benzerleri olmuştur. Şimdiye kadar gelip geçmiş devletlerin tarihinde, hiçbir zaman böyle bulaşıcı bir çılgınlık örneğine rastlanılmamıştır.”
İslâm milletleri arasına ırkçılık fikrini aşılayarak onları birbirlerine düşman etmek ve meydana gelen bu ayrımcılık fikrinden yararlanarak ‘hilafet’ müessesesini yıpratmak ve kaldırmak için çok sinsi bir şekilde çalışan İngilizlerin dessasane faaliyetlerini de unutmamak lazımdır.