“Bayan Ming’in Hiç Olmayan On Çocuğu” kitabının yazarından enfes bir anlatım. Herkesin okumasını isterim.
Tek lokmalık harika bir yemeğin uzun süre damakta bıraktığı lezzet gibi…
“Sizce ben yakışıklı mıyım, Mösyö İbrahim?”
“Çok yakışıklısın Momo.”
“Yok, demek istediğim o değil, kızların hoşuna gidecek kadar yakışıklı mıyım, yani para ödemeden.”
“Birkaç yıl sonra onlar senin için para harcayacaklar!”
“Yine de şimdilik ortalık sakin…”
“Elbette Momo, onlara nasıl davrandığının farkında mısın? Kızların gözlerinin içine ‘Baksanıza ne kadar da yakışıklıyım’ edasıyla bakıyorsun. Onlar da dalgalarını geçiyorlar. Oysa ‘Sizin kadar güzelini daha önce hiç görmemiştim’ der gibi bakmalısın. Sıradan bir adam için, yani Alain Delon ya da Marlon Brando gibi değil de senin benim gibi bir adam için çekicilik,
karşındaki kadında bulduğun şeydir.”
Bugün hala, işler yolunda gitmediğinde: Dönüyorum.
Bir elimi göğe çeviriyor, dönüyorum. Bir elimi yere çeviriyor, dönüyorum. Gökyüzü benim üzerimde dönüyor. Yeryüzü benim altımda dönüyor. Ben ben değilim artık, her şey olan boşluğun etrafında dönen atomlardan biriyim sadece.