Babam inatla bana İskender'den, Sezar'a, Napolyon'dan, Sun Yat-sen'den Lenin'e ve tabii atamız Kanuni'ye kadar fatihlerin ve büyük devrimcilerin hayatlarını okuturken benim kahramanlarım Pasteur, Freud, Pavlov ve en başta Charcot'ydu...
... kardeşim Salim'in adından bahsediyorduk.Benimkine kıyasla çok daha az yadırgandığını söylüyordum. Hatta kulağa hoş gelen, yaygın bir isimdi bu. Tek sorun, bildiğiniz gibi aşağı yukarı "sağlam" anlamına gelmesiydi. Dolayısıyla annesi doğumda ölen bir çocuk için acılı çağrışımlarla yüklüydü.
Kardeşime göre, bu adı koyanların niyeti, annesi öldüğü halde kendisinini hayatta kaldığını ömrünün sonuna kadar ona hatırlatmak, hatta annesini "öldürdüğü" için onu cezalandırmaktı...
...babam, despot aydın dedikleri şeyin canlı örneğiydi. Aydındı, çünkü bizim özgür insanlara layık bir eğitim görmemizi istiyordu. Aydındı, çünkü oğullarına verdiği eğitimi kızından esirgememişti. Ayrıca çağdaş bilim ve sanatlara olan tutukusuyla da aydındı. Ama despottu. Düşüncelerini ifade etme şekliyle, yüksek sesle, açık, keskin konuşmasıyla despottu öncelikle. En çok da bizden, geleceğimizden bekledikleriyle despottu; kendindeki hırsın yüceliğinden zerre kadar kuşku duymadığından, çocuklarının buna uymaya isteği ya da yeteneği olup olmadığını merak etmiyordu bile.