"Yetişkinlerin çocuklar üstüne olan kanıları, onların "ilkelliğine" inanmak gibi kısır bir önyargıya dayanır. Çocukların düzenli, birleştirici düşünmeyi başardıklarını, belirli bir tasarıya göre belirli bir amaca adım adım ilerlediklerini, ölçüp biçtiklerini, bir iç mantıkları olduğunu, inceleyerek kararlar verdiklerini, artık "erden" olmadıklarını, tersine, kullandıkları yöntemler bakımından erginleşmiş sayılmaları gerektiğini akıllarının ucundan bile geçirmezlerdi. Çocuğun "erdenliği", yetişkinlerin sandığı gibi davranışlarını, duygularını, ahlakla allayıp pullamamasında, saklamamasında değil, tersine, bayağılıklarını, canavarlıklarını gizlemeden yapmasındadır. Yetişkinler kendi kötülüklerine güzel adlar vermeyi uygun görürler. Oysa çocuk, tutunacağı böyle bir dal olmadığı için güvenlikten yoksundur."