Naz özkol

Naz özkol
@Naz_xolk
Puan vermedi·464 syf.·
2026 1. kitabı
İki Şehrin Hikâyesi, İngiltere ve Fransa arasında geçen; Fransız Devrimi döneminde aristokratlar ile halk arasındaki çatışmayı çarpıcı bir şekilde anlatan bir romandır. Kitabın başındaki “Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü…” cümlesi gibi sonu da hem umut dolu hem de hüzünlüydü. Mr. Darnay ve Lucie’nin kurtulması umut vericiyken, Sydney Carton’ın geride kalıp kendini feda etmesi aynı anda büyük bir kayıp hissi yaratıyor. Bu yönüyle kitap, baştan sona zıtlıkların güçlü bir yansımasıydı. Kitaptaki karşıtlıklar oldukça etkileyiciydi. Fransız Devrimi öncesinde soyluların alt sınıfa uyguladığı zulüm, devrimden sonra bu kez halkın soylulara aynı şekilde karşılık vermesiyle yer değiştiriyor. Bu durum, toplumda sınıflar arasındaki uçurum derinleştiğinde ve denge kaybolduğunda nelerin yaşanabileceğini çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Bana göre bu kitabın en çarpıcı karakteri Sydney Carton’dur. Çünkü o, yalnız, hayatında bir amacı olmayan, kendi değerinin farkında olmayan ve işinde de hep gölgede kalmış bir adamdır. Sydney, Lucie’ye âşık olduğunda hayatında ilk kez bir anlam ve renk hissetmiştir. Ancak Lucie başka birini sevmekte ve evlidir. Buna rağmen Sydney sevgisinden vazgeçmez; karşılık bulmasa da derin ve gerçek bir sevgi besler. Yine de yalnızdır, çünkü hayatta hiçbir şeye tam anlamıyla sahip değildir. Charles Darnay için idam kararı kesinleştiğinde, Sydney yıllar önce Lucie’ye verdiği “Ne olursa olsun mutluluğunu sağlayacağım.” sözünü tutar. Darnay’ın yerine geçerek kendini feda eder. İşte tam o anda, hayatında ilk kez kendini gerçekten değerli ve anlamlı hisseder. Çünkü hem dostu Charles’ı kurtarmış hem de sevdiği kadının mutlu olmasını sağlamıştır. Charles ve Lucie’nin çocuklarına Sydney ismini vermeleri ise onun hatırasını yaşattıklarını gösterir.
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,5bin okunma