Kitap boyunca Ercan'ın bilinç akışıyla, zihninden hızla geçen düşüncelere eşlik ediyoruz. İkinci bölümde ise tanrı bakışıyla, ilk bölümde gözümüzün önünden geçen sahnelerin detaylarına ve diğer karakterlerin tarafına bakıyoruz. Açıkçası bu yapı çok hoşuma gitti. Çünkü ilk bölümde Ercan'ın zihninin hızına kapılıp fark etmediğimiz ya da üzerinde durmadan geçtiğimiz birçok şeyin cevabının ikinci bölümde saklı olduğunu görüyorsunuz.
Dil oldukça akıcı. Ancak hızlı geçtiğiniz bazı yerlerin, aslında dönüp tekrar düşündüğünüzde hikâyenin önemli durakları olduğunu fark ediyorsunuz.
Kitabın en güçlü taraflarından biri benim için psikolojik katmanlarıydı. Hikâyeden çok karakterlerin iç dünyası, özellikle de Ercan'ın duygusal yoğunluğu, sıkışmışlığı ve arada kalmışlığı bana geçti. Bu yüzden okurken sadece bir hikâyeyi takip etmedim, aynı zamanda bir insanın iç çatışmalarına da ortak oldum.
Kitap bittiğinde geriye yoğun bir duygu kaldı. Ve bana şunu düşündürdü; herkesin kendi içinde kaldığı, huzursuz olduğu, çıkmaya çalıştığı bir Araf'ı var ve o yüzden hayata Tutunamayanlar var.
Alper Turgay hocam, kaleminize sağlık. Yıllardır okuduğunuz kitapları nasıl hissettiğinizi, o kitapların sizde nasıl izler bıraktığını incelemelerinizden okuyorduk. Bu kez kendi hikâyenizi ve kendi kaleminizi okumak benim için ayrı bir deneyim oldu.
Hem hikâyeyi hem de sizin kaleminizi takip etmek çok güzeldi. Kaleminiz daim olsun hocam. Yeni hikâyelerinizi okumayı merakla bekliyor olacağım.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖