Yerküre dediğimiz bu geçici ikametgahı derin bir hüzne kapılmadan seyretmek acaba mümkün mü?
Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Temiz bir inancım pek güzel cevap verdiği bu soruya akıl ve fen cevap vermiyordu.
Beni düştüğüm uçurumdan kurtarmak için bütün bilgilerimi çürütecek, mahvedecek, iddia edilen gerçekleri gözüme gösterecek biri lazımdı. Böylesine rastlamadım.
Ben her gün bu kabristanın önünden geçiyor, her geçişi orayı ziyaret arzusunu da gönlümden geçiriyordum.
Ne var ki bizim gibi kıymetli vaktinin bir kısmını geçimini sağlamaya, diğer kısmını zevk ve seyahate adamış gençlerin mezarlıkla ilgilenecek vakti mi olur! İşte ben de o zaman, vaktimi anlamsız şeylerle geçiren bir gençtim. Söylediğim gibi bu mezarlığın her gün önünden geçtiğim halde yalnız duvarının intizam ve sağlamlığını takdire bir dakika feda ederdim. İlk hallerimle son hallerim arasındaki çelişkiyi anlatabilmek için kendi hakkında birkaç söz söylemem gerekiyor.