Bu yorgunluk bir hastalık gibi üzerine çökmüştü, konuşamayacak, yazamayacak, çalamayacak, düşünemeyecek kadar yorgundu; hissedemeyecek, yaşayamayacak kadar yorgundu. Zaten bunları ne için, kimin için yapacaktı?
Ne var ki insan hayatında olduğu gibi tarihin akışı içinde de, pişmanlık yitip giden tek bir anı bile geri getirmez ve tek bir saatin içinde yitirilenler bin yıl geçse yeniden elde edilmez.