Senin şu romantik zihnini ve kalbinu doğru yere yönlendirmenin zamanı geldi sanırım. Evet, he nüz küçüksün Meg ama beni anlayamayacak kadar değil senin gibi kızlara bu tür şeylerden bahsetmeye en uygun kişi anneleridir. Jo, belki de zaman içinde senin de sıran gelecek, o nedenle sen de benim 'planlarımı' dinle. Bunlar sizin için de iyi planlarsa, gerçekleştirmeme yardım edin.....
Kızlarımın güzel, başarılı ve iyi olmalarını isterim, onların beğenilmesini, sevilmelerini, saygı görmelerini de... Mutlu bir gençlik geçirmelerini, iyi ve düzgün bir evlilik ya pabilmelerini, Tanrı'nın onlara göndermeyi uygun bulduğu zorlukları ve üzüntüleri mümkün olduğunca çabuk atlatacakları yararlı, mutlu bir hayat sürebilmelerini isterim Se vilmek ve iyi bir erkek tarafından eş olarak kabul edilmek bir kadının başına gelebilecek en güzel şeydir, kızlarımın da bu güzel deneyimi yaşamalarını canı gönülden umuyorum.....
Kaba ve zalim patronlar, kaba ve zalim kurallar koyardı ki öyle anlarda bazen adeta birer tirana dönüşürlerdi, ancak kusursuz karakter tasvirlerime rağmen (bu kitaptaki her karakterin öyle ya da böyle kusurları olacak, çünkü kalemim örnek olacak karakterler yazmayı reddediyor), aşağılık ya da taş kalplilerden bahsetmeyeceğim. Çocuklara işkence edenleri ve köle efendilerini adaletin ellerine bırakıyorum; sayfalarını bu tiplerin yaptıklarıyla kirletmek istemeyen yazarınız belki maruz görülebilir.
O yüzden ayrıntılı kırbaç ve tekme tasvirleriyle okuyucunun yüreğini parçalamak ve Merak organını zevke getirmek yerine ne Bay Moore'un ne de fabrika ustasının fabrikada tek bir çocuğa bile el kaldırdığını bildirmekten büyük mutluluk duyarım. Joe bir keresinde söylediği yalanda inat eden oğlunu fena pataklamıştı ama patronu gibi o da serinkanlı ve sakin bir adamdı; aynı zamanda oğluyla ilgili istisnalar dışında azarın bedensel şiddete dönüşmemesi gerektiğini düşünecek kadar mantıklı biriydi.....
Evet, gururlu biriydi ve o anda gururu işe yaradı; işittiği sözlerin yarattığı aşağılanmayı, öfkeyi ve nefre saklamasına yardımcı oldu. Ne kadar masum ve saf olsa da arkadaşlarının yaptığı dedikoduyu anlamamak elinde değildi. Unutmaya çalıştığı halde bunu başaramadı, sürekli olarak kendi kendine "Bayan M. planlarını yapmış," "annesiyle ilgili yalan" ve "pejmürde tarlatan" sözcüklerini tekrarlayıp duruyordu, ağlayarak eve koşup dertlerini anlatacak ve ne yapması gerektiğini soracak hale gelmişti neredeyse....
Her şey nihayet bittikten sonra sessizce yatağına girmekten çok memnun oldu ve başı ağrıyana, yanaklarındaki ateş kendi gözyaşlarıyla serinleyene kadar düşündü, şaşırdı, öfkelendi.....
çünkü insanın her yerde insan olduğunu çok iyi biliyorum.
Çatısı ister tuğla isterse de sazdan olsun, nefes alıp veren her insanın
doğasına farklı derecelerde ahlak ve ahlaksızlık sirayet eder, ama bu derece insanın konumuyla alakalı değildir. Kötü olan zenginler de gördüm, fakirler de...
Önüne bile bakmadan yolda yürürken, prensin aptalları yakalamak için kasten açtırdığı derin bir çukura düşen ve paramparça olan Kendini Beğenmiş'i de unutmadım Bay Yorke.....