Louisa May Alcott

Louisa May Alcott

Yazar
8.3/10
1.134 Kişi
·
4.332
Okunma
·
100
Beğeni
·
4.490
Gösterim
Adı:
Louisa May Alcott
Unvan:
ABD'li yazar
Doğum:
Germantown, Philadelphia, Pensilvanya, ABD, 29 Kasım 1832
Ölüm:
Boston, Massachusetts, ABD, 6 Mart 1888
Louisa May Alcott (d. 29 Kasım 1832, Germantown, Philadelphia, Pennsylvania, ABD - 6 Mart 1888, Boston, Massachusetts, ABD), ABD'li yazar.

Özellikle üç kızkardeşi ile birlikte geçirdiği çocukluk yıllarından biyografik izler taşıyan Küçük Kadınlar romanı ile tanınır.

Tanınmış bir ABD'li transandantalist düşünürü olan eğitimci Amos Bronson Alcott'un ve Abigail May Alcott (Abby May)'in kızı olarak dünyaya geldi. Dayısı Samuel Joseph May köleliğin kaldırılması için mücadelede veren ünlü isimlerden biriydi. Ailesi New Englandkökenli olmakla birlikte, Louisa, anne babasının daha batıda yerleşik oldukları bir dönemde, Pennsylvania'nın Philadelphia kentinin Germantown banliyösünde doğdu. Bir ablası, Anna Alcott Pratt, vardı ve iki de küçük kızkardeşi, Elizabeth Sewall Alcott ve Abigail May Alcott Nieriker, doğdu. Aile Louisa'nın doğumundan kısa bir süre sonra tekrar Boston'a döndü. Boston'da babası kendi dersanesini kurdu ve Ralph Waldo Emerson ve Henry David Thoreau gibi ünlü düşünür ve edebiyatçıları bir araya getiren Transcendental Club'a dahil oldu.

Louisa 8 yaşındayken ailesi geçim sıkıntısı ve Boston'da yaşamanın pahalılığı nedeniyle Massachusetts'in kırsal kesimine taşındı ve bir süre de transandantalistlerin komünal yaşam sürdürdüğü Fruitlands'de kaldılar. Louisa'nın annesine kalan bir mirasla 1840'ların sonuna doğru Boston'da bir ev alabildiler ve kente geri döndüler. Louisa eğitimini hem babasının, hem de babasının arkadaşları olan Henry David Thoreau, Ralph Waldo Emerson, Nathaniel Hawthorne ve Margaret Fuller gibi isimlerin elinde aldı. Gençlik yıllarındakadın hakları ve köleliğin kaldırılması mücadeleleri içinde yer aldı. Bir yandan aile bütçesine katkıda bulunabilmek için öğretmenlik, hemşirelik, dadılık, temizlikçilik gibi işler yaparken, bir yandan da yazarlık denemeleri ve fikri mücadeleleri (aile evlerinde kaçak köle de saklamıştır) sürdürüyordu. Çeşitli fabl denemelerini bir araya getiren ilk kitabı 1854'de yayınlandı. 1860'da tanınmış edebiyat dergisi Atlantic Monthly'de yazıları yayınlandı. Çeşitli mektuplarını bir araya getiren bir kitabı 1863'de yayınlandı ve gözlem gücü eleştirmenlerin dikkatini çekti. Kendi hayat tecrübelerinden esinlenen ilk romanı "Moods" ise ertesi yıl, 1864'de yayınlandı. Bu arada A. M. Barnard takma adı altında, o dönemde "potboilers" (çanak çömlek kaynatıcı romanlar) tabir edilen ateşli ve hayli popüler aşk hikâyeleri yazmaya başladı. Nitekim, Küçük Kadınlar romanındaki Jo karakteri de bu tür romanlar yazacak, ancak "edepli genç kızların böyle şeyler okumaması gerektiği" kanaatine vardığı için sonunda romanlarını yakacaktı. Alcott bu arada ahlaki dersler veren çocuk hikâyeleri de yazdı.

1868'de yayınlanan Küçük Kadınlar romanı muazzam bir edebi başarıyı yakalamasını sağladı ve ismini geçerliliği günümüzde de devam eden klasik eserler yazarları arasına soktu. Dört kızkardeşin (Meg, Jo, Beth and Amy) çocukluk yıllarını anlatan bu romanı ertesi yıl, aynı karakterlerin ailelerini kurmalarını ve çoluk çocuğa karışmalarını anlatan "İyi Hanımlar" izledi. 1871'de yayınladığı ve Jo'nun kocası ile birlikte bir okul kurmasını anlatan "Küçük Erkekler" ve 1886'da yayınlandığı "Jo'nun Çocukları" roman dizisini tamamladı. Aradaki dönemde yazdığı, "Eski Kafalı Kız" (1870), "Jo Teyze'nin Karalamaları" (1871'den 1879'a 6 cilt), "Sekiz Kuzen" ve devamı "Gül Açarken" (1876) ile geniş ve sadık bir okur kitlesi edindi.

Louisa May Alcott hiçbir zaman evlenmedi, ancak 1879'da ölen kızkardeşi May'ın çocuğu Louisa May Nieriker'i evlat edindi. Son yıllarında, arkadaşları olan Elizabeth Drew Stoddard, Rebecca Harding Davis, Anne Moncure Crane gibi isimlerle birlikte kadınlara seçme seçilme hakkı verilmesi konusunda ABD çapında yürütülen mücadelenin önde gelen isimlerinden biri oldu. Massachusetts'de bir okulun okul aile birliğine oy hakkı ile katılarak eyalet tarihinde bir tür seçme hakkı elde eden ilk kadın oldu. Bu arada Amerikan İç Savaşıesnasında yürüttüğü sağlık görevliliği hizmetinin bir yan etkisi olan civa zehirlenmesi nedeniyle sağlığı kötüleşti. Louisa May Alcott 6 Mart 1888'de, 55 yaşında ve babasından iki gün sonra öldü.
321 syf.
·5 günde·8/10 puan
Benim için her zaman yerinin çok ayrı olduğu ve olacağı bu değerli kitabı bugün bir kez daha bitirdim.

Muhafazakar anlayış ve iç savaşa rağmen birbirinden farklı karakterde dört kız kardeşin yaşama iyi-kötü tutunmaya çalışmasını okuyoruz. Dönem kitabı olmasına rağmen oldukça sürükleyici, sımsıcak ve dokunaklı. Yazarın dili zaten çok samimi, akıcı ve güçlü.

Aslında kadınların da en az erkekler kadar baş edebilme ve hatta “başında bir erkek olmadan” zorlukların üstesinden gelebilme gücüne sahip olduklarını anlıyoruz.

Özellikle de o döneme hakim olan anlayışa rağmen yazarın ön planda olan Jo karakterine, yani kitaptakilerin gözünde “oğlan çocuğu”na, kendinden ödün verdirtmemesi takdire şayandı.

Mesela okurken ne yazık ki hâlâ kullanılmaya devam eden “Yine mi koştun sen? Tıpkı bir oğlan çocuğu gibisin! Sana daha kaç kez bir hanımefendi gibi olman gerektiğini söyleyeceğim?” vaazlarıyla ilginç bir gönderme yapılıyor ki Jo'muzun karakteristikleri de bu noktalarda devreye giriyor.

Baş karakterlerimizin güçlü kadınlar olması ne güzel! “Güç”ten kastım lakaytlık, laubalilik, sağa sola sataşma değil; kadınların da acımasız ve zorlu dünyada kendi başına ayakta durabilmesi, ne olursa olsun yaşamaya ve çabalamaya devam etmesi, kimi seveceğine ya da hangi işi yapacağına kendi iradesiyle karar vermesi.

Yalnız şurada olumsuz bir eleştirim olacak, Jo ile Laurie'nin ilişkisi daha detaylı yazılabilirdi. Sanırım bu konuyu devam niteliğindeki “İyi Hanımlar” kitabında anlayacağız fakat kitabın baskısı her yerde bulunamıyor, bu yüzden siz 2019 yapımı Küçük Kadınlar filmini izleyip sonrasında olacaklara dair az da olsa merakınızı giderebilirsiniz.

Nasıl anlatılır, beni içine çeken bir şeyler var bu kitapta...Hep o sıcak evde March kardeşlerin arasında olmak istemişimdir...Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin asla unutulmayacak bu başyapıt ile henüz tanışmadıysanız geç kalmış sayılmazsınız.
328 syf.
·3 günde·Puan vermedi
''Küçük Kadınlar '' dört kız kardeşin hikâyesini anlatıyor ve içinde bulunduğumuz koşullar nasıl olursa olsun, hayatın bize sunduğu türlü güzellikler olduğunu anımsamamızı sağlıyor. Bay March ülkesi için savaşa gitmiştir. Ardında eşini ve dört kızını bırakmıştır. Meg evin en büyük kızıdır. On altı yaşında ve zengin ailelerinin çocukları için mürebbiyelik yapıyor , Jo tam bir kitap kurdudur ve hikâyeler yazıyor.Beth'nin tutkusu piyano çalmaktır. Amy ise gösteriş meraklısı ve resme karşı bir tutkusu vardır. Komşuları Laurence ailesi , zengin bir iş adamı fakat yaşlıdır. Torunu ile beraber yaşar.
Kızlar kendi dünyalarında mutlulukla hayatlarını sürdürürken, komşu evin torunu Laurie dost olurlar . Günler geçerken Beth evlerine gittiği bir ailenin bebeğinden Kızıl hastalığı kapar. Annelerinin yokluğunda küçük kardeşlerinin hastalığı ile boğuşan kardeşler için çok zor bir dönemdir. Bay March'ın dönmesiyle ve Beth'in iyileşmesi aynı günlere rastlıyor.
295 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Konusu Amerikan iç savaşı sırasında geçen , topluma ve özellikle de çocuklara, hayat hakkında iyilik dolu güzel mesajlar veren sıcacık bir kitap.

Kitap, babalarının savaşa gitmesiyle güçlükler içerisinde kalan, dört kız kardeş ve annelerinden oluşan bir ailenin yaşama mücadelesini anlatıyor. Karşılaşılan sosyal olaylar karşısında insanların davranışlarıyla ilgili doğru hareketleri göstererek, adeta okuyucuya toplumsal dersler veriyor.

Aslında bir çocuk kitabı gibi görünsede, verdiği mesajlar yönünden büyüklerin de okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
328 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Her yaştan okuru büyüleyen bir kitap. Aile hayatını idealleştirmesinin ve her çağda geçerliliğini koruyan kitaplardan. Erkek çocuğu gibi davranan yazar adayı Jo, narin kırılgan Beth, şımarık ve romantik Amy, güzel kıyafetlerin ve zenginliğin özlemini duyan Meg, kardeşler, kişilik olarak birbirlerinden farklı olsalar da ortak amaçları iyi birer insan olmaktır.
328 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
"Keşke yüreklerimizi de yıkayabilseydik
Geçen zamanın kirlerinden..."

Merhabalar! Çok tatlı çok naif bir kitabın incelemesini yapıyorum şu an. Keyifle okudum, keyifle de inceliyorum. :)
Ben yazarı ilk kez okuyorum, en çok okunan, bilinen kitabı da bu zaten. Kapak tasarımı olsun, arka kapak yazısı olsun bana hep sıcacık bir his verdi. Kitap benim için şekerleme tadında tatlı bir kitaptı. Ve okurken sanki küçüklüğüme dönmüşüm de çizgi film izliyormuşum gibi tad aldım. Çok güzel bir taddı bu. :)

Kitabın konusuna gelecek olursam; dört kız kardeşin bir yıllık başından geçen olayları anlatıyor. Kendim de dört kız kardeş olduğum için kitapta kendimi fazlasıyla buldum. :) Yazar bu kız kardeşleri okuturken hepsinin karakterini şeffaf bir şekilde tanıyorsunuz siz de. Meg, Jo, Beth ve Amy... Hepsinin belli başlı özelliği, hobisi, tarzı var. Ama hepsi de çok şeker. :) Bu kız kardeşler aslında zenginken babalarının vatanları için mücadeleye gitmesiyle durumları kötüleşiyor. Ama hepsi de şükretmeyi, küçük ama huzurlu evlerinde mütevazı bir hayat yaşamayı annelerinden öğrenmişler. Burada yazar anne rolünü çok güzel şekilde vermiş, annenin çocuklarına hep kulağa küpe olacak öğütler vermesi, hepsini iyi bir şekilde yetiştirmesi benim de okurken kendime not çıkarmama vesile oldu. Sıcacık bir aile yuvası okudum aslında. Filmi varmış en en kısa zamanda onu da izlemek için sabırsızlanıyorum. Kitabı tüm kalbimle öneririm, çizgi film tadında bir kitap okumuş olursunuz. :) İyi okumalar...
104 syf.
·17 günde
Kitabın huzur verici olması, benim kitabı okumam için başlıca bir nedendi. Kitabın konusu, yetimhanede kalan öksüz, yetim, ve bakıma muhtaç çocukların günlük yaşantısı. Günlük ve sıradan bir kitap olsa bile, çocukların yaşadıkları şeyler, vicdanları ile yarışları, birbirlerine olan yardımları ve tabii ki yetimhanenin sahibi Mrs Jo ile Mr Bhaer'ın sevgi dolu, sabırlı yüreklerini okumak, anlamak benim için çok büyük bir zevkti. Her kitapta olduğu gibi, kitabın yüreğini okşadım ve ayrı bir tat aldım. Hayırlı okumalar, ve mutlu tatiller dileğiyle. :)
192 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Çocukken defalarca okuyup çok etkilendiğim ve şimdi eski anılarım canlansın diye tekrar okuduğum harika bir çocuk klasiği kitabı....
Sanırım biz de hep kız kardeş olduğunuz için beni çok etkilemişti.
159 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Amerikan İç Savaşı döneminde savaş sebebiyle zenginlikten yoksulluğa düşen bir ailenin hayatından kesitler buluyoruz kitapta.Babaları savaşa gittikten sonra anneleri Bayan March ve yardımcıları Hannahla zorlu bir yaşam mücadelesi veren 4 kızkardeşin sıcacık öyküsü.Meg, Jo,Bety ve Ammy adlı birbirinden farklı karakterde 4 güzel kız ve onlara her zaman her konuda yol gösteren, destek olan harika bir anne.Kitabı okurken adeta gözünüzde canlandırıp çocukluğunuza gidiyorsunuz.İyiliğin, merhametin insanlara her zaman geri döndüğüne, sevginin hastalıktaki iyileştirici gücüne şahit oluyorsunuz. Kitap buram buram nostalji kokuyor.Ailenin yaşadığı tüm zorluklara rağmen evdeki huzuru, mutluluğu paranın her şey demek olmadığının en bariz mesajını veriyor bize.
Az da olsa yazardan bahsetmek istiyorum.Kitap 1867'de yazarın hayatından yola çıkılarak yazılmış.Loisa My Alcoot'da bir abla ve iki kızkardeşe sahip.Küçük yaşta babasının kendisine aşıladığı kitap sevgisiyle genç yaşta yazar olmuş.Hayatı boyunca geçim sıkıntısı çekmiş ve birçok işte çalışmış. Öğretmenlik,hemşirelik, dadılık, hizmetçilik gibi.Sağlık alanında görev yaptığı sırada civa zehirlenmesiyle sağlığı kötüleşmiş.Yazar 55 yaşında babasından iki gün sonra vefat etmiş.Yazar hiç evlenmemiş kızkardeşinin çocuğunu evlat edinmiş. Ayrıca o yıllarda ailece köleliğin kaldırılmasına dair mücadele vermişler.Aile evlerinde köle dahi saklamış.
321 syf.
·5 günde·8/10 puan
Küçük Kadınlar dört kız kardeşim hikayesini anlatan sıcak bir aile ve dayanışma hikayesi. Kızların babası bay March ülkesi için savaşa gitmiş ve kızlarda anneleriyle birlikte New England'da ayakta kalma mücadelesine yolculuk ediyoruz.
Kitabı severek okudum. Okuma serüvenimde çoğunlukla film tadında geçtiğini söyleyebilirim. Her biri birbirinden farklı karaktere sahip dört kız kardeşin; hayalleri, yorgunlukları, mücadeleleri, hataları, eğlenceleri, iyi bir birey olma çabaları okumak hem çok keyifliydi hem de tanıdık hisler uyandırıcıydı. Kitap bakıldığında çok sıradan, günlük bir hikaye olarak gözüksede okudukça aslında öyle olmadığını okuyucuya hissettiriyor. Bunu da ele aldığı hepimizin bildiği- temalar ile sağlıyor. Aile hayatını idealleştirmesi, sevgiyi, dayanışmayı, ölümü, savaşı, barışı ele alarak bunu gündelik yaşamın içinde okuyucuya sunması, kitaba ayrı hava katmakla birlikte daha okura geçen, içten,samimi bir eser olmuş.
Bu birbirinden güzel ve farklı kişiliklere sahip dört genç kızın yoksullukla mücadelesi, insanlarla olan ilişkileri, bocalayışlarını; bunun yanı sıra nihai amaçlarının iyi bir birey olmak istediklerini okuyoruz. Yazar bu çabalarını gereksiz bir mükemmellik ve masalsı bir yolculukla değil, gündelik hayatın inişli-çıkışlı durumlarıyla gerçeklikten kopmayarak sunması çok güzeldi. Özellikle kızlar üzerinden, insanın kendi idealleri ile ailesi ve topluma karşı sorumluluğu arasında kalma durumunu gayet başarılı yansıttığını düşünüyorum.
Benim kitapta sadece sevmedigim iki durum oldu. Bazı yerlerde hikayenin durağanlaştığını düşünüyorum ve bu okuma hızımı yavaşlattı; diğer bir durum ise yer yer biraz fazla Pollyanna iyimserliği hissettirmesi beni biraz rahatsız etti. Ama onun dışında keyif olarak okuduğum bir kitap oldu ve her ne olursa olsun sunduğu güzel iyimser düşünceler, bahsettiği o güzel mücadele, her şeye rağmen birlik ve beraberliğe vurgu yaparak aile olmanın önemini ve güzelliğini bir kere daha hatırlatmasıyla güzel bir eserdi.
328 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10 puan
Başından sonuna kadar bir film gibi aklımda canlanan bu kitap, diyalogları ve karakter gelişimleriyle beni resmen büyüledi. Kızların büyüdüğünü, daha çok olgunlaştıklarını hissettim desem yeridir. Canımı birazcık sıkan Jo ve Laurie’nin mutlu mesut bir çift olarak sonlanmaması oldu, arkadaşlıktan biraz daha fazlasını hayal etmiştim. Ama bu hayalime rağmen, ikisinin kitaptaki ilişkisini okuması da, akılda canlandırması da oldukça keyifliydi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Louisa May Alcott
Unvan:
ABD'li yazar
Doğum:
Germantown, Philadelphia, Pensilvanya, ABD, 29 Kasım 1832
Ölüm:
Boston, Massachusetts, ABD, 6 Mart 1888
Louisa May Alcott (d. 29 Kasım 1832, Germantown, Philadelphia, Pennsylvania, ABD - 6 Mart 1888, Boston, Massachusetts, ABD), ABD'li yazar.

Özellikle üç kızkardeşi ile birlikte geçirdiği çocukluk yıllarından biyografik izler taşıyan Küçük Kadınlar romanı ile tanınır.

Tanınmış bir ABD'li transandantalist düşünürü olan eğitimci Amos Bronson Alcott'un ve Abigail May Alcott (Abby May)'in kızı olarak dünyaya geldi. Dayısı Samuel Joseph May köleliğin kaldırılması için mücadelede veren ünlü isimlerden biriydi. Ailesi New Englandkökenli olmakla birlikte, Louisa, anne babasının daha batıda yerleşik oldukları bir dönemde, Pennsylvania'nın Philadelphia kentinin Germantown banliyösünde doğdu. Bir ablası, Anna Alcott Pratt, vardı ve iki de küçük kızkardeşi, Elizabeth Sewall Alcott ve Abigail May Alcott Nieriker, doğdu. Aile Louisa'nın doğumundan kısa bir süre sonra tekrar Boston'a döndü. Boston'da babası kendi dersanesini kurdu ve Ralph Waldo Emerson ve Henry David Thoreau gibi ünlü düşünür ve edebiyatçıları bir araya getiren Transcendental Club'a dahil oldu.

Louisa 8 yaşındayken ailesi geçim sıkıntısı ve Boston'da yaşamanın pahalılığı nedeniyle Massachusetts'in kırsal kesimine taşındı ve bir süre de transandantalistlerin komünal yaşam sürdürdüğü Fruitlands'de kaldılar. Louisa'nın annesine kalan bir mirasla 1840'ların sonuna doğru Boston'da bir ev alabildiler ve kente geri döndüler. Louisa eğitimini hem babasının, hem de babasının arkadaşları olan Henry David Thoreau, Ralph Waldo Emerson, Nathaniel Hawthorne ve Margaret Fuller gibi isimlerin elinde aldı. Gençlik yıllarındakadın hakları ve köleliğin kaldırılması mücadeleleri içinde yer aldı. Bir yandan aile bütçesine katkıda bulunabilmek için öğretmenlik, hemşirelik, dadılık, temizlikçilik gibi işler yaparken, bir yandan da yazarlık denemeleri ve fikri mücadeleleri (aile evlerinde kaçak köle de saklamıştır) sürdürüyordu. Çeşitli fabl denemelerini bir araya getiren ilk kitabı 1854'de yayınlandı. 1860'da tanınmış edebiyat dergisi Atlantic Monthly'de yazıları yayınlandı. Çeşitli mektuplarını bir araya getiren bir kitabı 1863'de yayınlandı ve gözlem gücü eleştirmenlerin dikkatini çekti. Kendi hayat tecrübelerinden esinlenen ilk romanı "Moods" ise ertesi yıl, 1864'de yayınlandı. Bu arada A. M. Barnard takma adı altında, o dönemde "potboilers" (çanak çömlek kaynatıcı romanlar) tabir edilen ateşli ve hayli popüler aşk hikâyeleri yazmaya başladı. Nitekim, Küçük Kadınlar romanındaki Jo karakteri de bu tür romanlar yazacak, ancak "edepli genç kızların böyle şeyler okumaması gerektiği" kanaatine vardığı için sonunda romanlarını yakacaktı. Alcott bu arada ahlaki dersler veren çocuk hikâyeleri de yazdı.

1868'de yayınlanan Küçük Kadınlar romanı muazzam bir edebi başarıyı yakalamasını sağladı ve ismini geçerliliği günümüzde de devam eden klasik eserler yazarları arasına soktu. Dört kızkardeşin (Meg, Jo, Beth and Amy) çocukluk yıllarını anlatan bu romanı ertesi yıl, aynı karakterlerin ailelerini kurmalarını ve çoluk çocuğa karışmalarını anlatan "İyi Hanımlar" izledi. 1871'de yayınladığı ve Jo'nun kocası ile birlikte bir okul kurmasını anlatan "Küçük Erkekler" ve 1886'da yayınlandığı "Jo'nun Çocukları" roman dizisini tamamladı. Aradaki dönemde yazdığı, "Eski Kafalı Kız" (1870), "Jo Teyze'nin Karalamaları" (1871'den 1879'a 6 cilt), "Sekiz Kuzen" ve devamı "Gül Açarken" (1876) ile geniş ve sadık bir okur kitlesi edindi.

Louisa May Alcott hiçbir zaman evlenmedi, ancak 1879'da ölen kızkardeşi May'ın çocuğu Louisa May Nieriker'i evlat edindi. Son yıllarında, arkadaşları olan Elizabeth Drew Stoddard, Rebecca Harding Davis, Anne Moncure Crane gibi isimlerle birlikte kadınlara seçme seçilme hakkı verilmesi konusunda ABD çapında yürütülen mücadelenin önde gelen isimlerinden biri oldu. Massachusetts'de bir okulun okul aile birliğine oy hakkı ile katılarak eyalet tarihinde bir tür seçme hakkı elde eden ilk kadın oldu. Bu arada Amerikan İç Savaşıesnasında yürüttüğü sağlık görevliliği hizmetinin bir yan etkisi olan civa zehirlenmesi nedeniyle sağlığı kötüleşti. Louisa May Alcott 6 Mart 1888'de, 55 yaşında ve babasından iki gün sonra öldü.

Yazar istatistikleri

  • 100 okur beğendi.
  • 4.332 okur okudu.
  • 154 okur okuyor.
  • 1.211 okur okuyacak.
  • 50 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları