büyülü bozkır sessizliğine daldık. Sonra bir ayçiçeği gibi yavaşça dönüp ağzını uzattı. Öptüm. Taze bir yemiş gibiydi.
İki yıl sonra, çok şükür....
Yer dalgalanıyor, dağlar sallanıyor, topraktan gelincikler fışkırıyor, rengarenk kuşlar gümüşten gölün üzerinde sevinç çığlıkları atarak dönüp duruyorlardı.....
Bu güzelliği yüzyıl, yüz bin kez kucaklasam doyamazdım.
Elini avuçlarımın içine aldım.
Kat kat buzu, karı yarıp gün yüzüne çıkmayı başarmış narin, harika ve yiğit bir kardelen çiçeğine benziyorsun.....
Baban amma döktürmüş. Güzelliğini övmekle kalmamış, kızcağızın iç savaşını da iyi özetlemiş........
Sen okuldayken sevimli bir kızdın.. dedim, yeniden gördüğümden bu yana giderek güzelleştin, sonunda bir afet oldun. Bunun sırrı ne?" Dolu dolu baktı, "Aşk" dedi ve arabadan atladı........
Anlaşılan orasından burasından kırparak, kuşa döndürmüşler zavallıyı.
Kırık bir banka oturdu. Büyük bir haksızlığa uğramış gibiydi.
Burası güller, ağaçlarla dolu, gözlerden uzak bir küçük cennetti. Genellikle âşıklar gelirdi. Kimse de rahatsız etmezdi onları. Biliyor musunuz, aşka saygı vardı bir zamanlar. Hoyrat rüzgârlar her güzelliği silip yok ediyor.......