Kendini aldatmalar üzerine kurulan bir bina er geç yerle bir olarak insan yaşamlarını da yıkar: Binayı kuranın yaşamı bundan doğrudan etkilenmese de, çocuklarının yaşamı etkilenecektir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
…kendi yazgısının çilesini bütün trajedisi ile bilinçli olarak yaşayabilen insan, başkalarının acısını da (bunu belli etmek istememesine rağmen) çok daha fazla ve çok daha çabuk hisseder. Kendi duygularını ciddiye alabildiği zaman başkalarının ona garip gelen duyguları ile alay edemez.
Gerçekten güçlü bir insan çaresizliği yaşamış olan ve bazen çaresiz kalabileceğini bilen bir kişidir; dolayısıyla başkalarını aşağılayarak gücünü sergilemeye ihtiyacı yoktur.
Duyguların her zaman “mutlu”, “güzel”, “iyi” olmamaları, insanî olanı beyazdan siyaha bütün tonları ile yansıtmaları, kıskançlığı, hasedi, öfkeyi, gücenmeyi, umutsuzluğu, özlemi ve yası da ortaya dökmeleri yaşamın çeşitliliğinin bir gereğidir.
Sevilen çocuk sevginin ne olduğunu ilk günden bilir. İhmal edilen, aşağılanan ve sömürülen çocuğun bunu öğrenmesine hiç fırsat verilmez. Ama ben sevginin ne olduğunu bilmek istiyorum…