Ayrılık acısı harbiden garip olay. Aşk acısı demek doğru olmaz buna, aşk sadece bir parçası. Ayrılık ondan çok daha fazlası. İçine bazen dünyalar sığıyor, hiç ilgisi olmayan konular bile bununla ilgiliymiş gibi geliyor insana. Biz ayrıldık diye salgın başladı, biz ayrıldık diye denizler kustu, biz ayrıldık diye yandı ormanlar, iklim krizi çıktı biz ayrıldık diye. Bir ara sorumlu ararlar da alırlar bizi hapse atarlar diye korktum,düşün, o kadar biz ayrıldık diye oldu gibi geliyor her şey. Gerçi ikimizi aynı hücreye tıkacaklarını bilsem çat çat itiraf da ederdim, o kadar özlüyorum seni..
Bir gün gerçekleşirse üstesinden nasıl geleceğini öngöremediğin, yıllarca düşünsen de bulamadığın, bulamadığın için olmasından deliler gibi korktuğun bir şey gerçekleşince bildiğin her şey hem yerinden oynamış, hem de yerine yerleşmiş gibi oluyor. İnsanın üstüne, dünyadaki bütün sesler kesilmişçesine ürpertici bir sessizlik çöküyor. Garp cephesinde hayat, tenhalara çekip adam dövmeye devam ediyor..
Boğulan balıklar varmış, bunu duymuş muydun? Tamamen suyun altında yaşamaya göre dizayn edilmiş olmalarına rağmen bir şekilde nefessiz kalıp ölüyorlarmış. Bence etraflarındaki balıkların hayvanlıklarına daha fazla dayanamadıkları için... Diğer balıklar sadece nereye geldiğinle ilgileniyor, oraya nereden geldiğine kimse bakmıyor. Birileri için üç kulaçlık yolları kat edebilmek adına solungaçların şişene kadar yüzmüş olsan da okyanus için bu hiçbir şey ifade etmiyor. Zor demiyorsun, kolay sanıyorlar Osman.