Sana bugün Fakir Çalgıcı'yı gönderiyorum, benim için şu anda çok anlam ifade etmese de, bir zamanlar etmişti. Bilakis öylesine Viyana diliyle yazılmış, öylesine ahenksiz, iç karartıcı olduğu, Halk Bahçesi'nde bize baktığı için, (bize! Yanımda yürüyordun, bir düşünsene, yanımdaydın) öylesine bürokratik olduğu ve işini iyi yapan bir kızı sevdiği için.
Milena bir deniz gibi içinde çok fazla su bulunduran bir deniz kadar güçlü, tüm gücüyle patlayan fakat bazen yanlış yola girip ölümü ya da uzaktaki ayı takip eden.
Savaşlar verdin, bu süreçte bazı arkadaşlarına mutsuz, bazılarını mutlu ettin (zaten senin sadece seçkin, nazik dostların vardı, hiç düşmanın bulunmuyordu), bu seni oyuncak tabanca görünce titreyen ödlek bir kişiliğe dönüştürdü ve şimdi kendinin büyük savaşa katılmak üzere çağrılmış bir kişi gibi hissediyorsun bu biraz tuhaf değil mi?